Elazığ’dan Diyarbekir’e Doğru Vadiler İçinde Süzülerek

Sanırım iki ay önce Mustafa Kutlu, İstanbul’u gezmeye nereden başlanacağını cevaplamıştı Dergâh dergisinin arka kapağında. Eyüpsultan semti başlangıç olarak alınmalıydı ona göre. Adnan Özer de Mızmız dergisinde benzer temayı işliyor bu ay ve Horhor-Aksaray arasını merkeze alıyor. Peki, onlarca irili… Devamını oku…

20 Yıl

Kavun satıyordu bir abi, hava da ne sıcaktı! Otogardan Tokat bileti almış okula mı dönüyordum acaba, yoksa yeni kiraladığım eve mi, şimdi hatırlayamadım ama kavunları, kavunları satan abiyi, havanın sıcaklığını, o kasvetli otogarı unutmam mümkün olmasın hiçbir zaman.

Sanki Yine – Şeyda Köymen Bostancı

Bundan tam otuz yıl önce kalkıp gelmişlerdi bu şehre. Daha dün gibi hatırlıyordu Zehra geldikleri günü, beş yaşındaydı ama her şeyin farkındaydı. Çocuk gözüyle ne kadar korkutucu gelmişti alıştığı topraklardan kopup gelmek… Arkadaşlarını, tavuklarını, oyun oynadığı harmanı geride bırakmak… Şimdi… Devamını oku…

Karkas

Sarıyer-Ferahevler’e bu defa yağmurla vardım. Hacıosman metrosunun asansörüyle yukarı, aydınlığa çıkınca coşkuyla yağan yağmur karşıladı beni. Asansörden çıkmadım, tekrar aşağıya, turnike bölgesine inip kardeşimle yarım saat telefon görüşmesi yaptım. Turnike bölgesinde bir bank falan yok, nedense koymamışlar. “İnsanlar oturur, kalabalık… Devamını oku…

Adının Anlamı Gibi – Şeyda Köymen Bostancı

Kışın gelmesine sevinirdi küçükler, her şeye rağmen sevinirlerdi. Yağan karları tutmaya çalışır, buz tutan bayırda plastik leğenlerle kayar,  saatlerce kartopu oynarlardı. Hoşlarına gitmeyen yönleri de çoktu tabi kış mevsiminin, her şeyden önce üşümek vardı. Sonra o dik okul yolunu çıkarlardı… Devamını oku…