Kör Pahar – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

yeri belirsiz bir çıban gibi batıyorum hayata irinim içime doğru akıyorum hep yürümüyor kan kalbin hükmettiği aklıma çünkü akıl eden bir yürek değil benimki bu vakitlerde gölgelerin şavkında bir imkânsızlığı çekingen elleriyle rüzgar uyandırıyor adım atacak olsam basacağım yaprağın dedemin… Devamını oku…

Kentte Kıyametler ya da Marcovaldo – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

                          ben bu şehirde kayboldum marcovaldo esmer kokusunda sokakların düşsel bir aydınlık bekleyerek adımlarımı korkudan iki adım geri bir adım ileri sayısız kapıdan tanıdık insanların seyrederek geçişini kendi… Devamını oku…

Satranç Tahtası – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Hamal gibi sırtında taşıdığı yorgunluklarını bir kenara itekleyerek olduğu yerde dikeldi. Şairdi. Bu sabah da her sabah gibi yeni baştan yazılmış bir şiirin ilk dizeleri gibiydi. Hem yeni hem de tanrı vergisi… Geçirdiği her dakikanın bir diğerinden farklı olması gayreti… Devamını oku…

Tasfiye 54

  #Direnen Edebiyat, 16. yılında 54. sayısıyla yine okuyucusuyla beraber… Yeni sayının içeriği şu şekilde: ŞİİR Bir Dosta Mektup / Ümit Aktaş / 2 Cıva Diye Bir Yer / Murat Ekinci / 6 Sönmüş Gözleri Bükülmüş Belleri / Ferhat Çiftçi… Devamını oku…

Metropol İnsanlarının “Küçük Şey”lerine Dair Anlaşılmazlıklar – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

Şimdi sana hangi gerçeği fısıldayacağımdan haberdar değilim. Bilmiyorum. İnsana dair söylenmemesi gereken ne varsa söyleyeceğim belki. Fark etmiyorum. Benim “bir cenaze kalkarken yağan yağmurun bir hükümet darbesinden sonra yağan yağmurdan” farkı nedir, söyleme cesaretini kendinde bulacak bir ruhum kalmadı. Seçip… Devamını oku…

Ve evet – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Sonsuz nur, sonsuz ışık, sonsuz huzur ile uyuyordu. Gecenin ona ne getirdiğinden, penceresinin dışındaki dünyada neler olduğundan, hangi el yazmasının bir kez daha gecenin saklayabilirliği kullanılarak toprağın derinliklerine gömüldüğünden, rüyalarının en derinine daldığını gösteren yüzüne penceresinden değen kesik gece… Devamını oku…