Dağların Çobanları… – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Dağların arasından çıkıyor çobanlar, kavalları yerlerde. Sürüleri önlerinde, koşturmacada. Bilirsiniz karlıydı da dağlar, erimezdi yaz-kış… –Çobanım, kavallarımı yerlere vura vura aranıyorum. Ve şimdi betonlar arasında kalmış dağlarım. Kafalarını elektrik demirlerine çarpa çarpa kaçışıyor sürülerim. Ve anlıyorum dünyaya yaşamak için… Devamını oku… →

Olması Gerekenden Uzakta – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  İnsan olmanın temel esaslarının göz ardı edildiği hatta hiç ele alınmadığı bir dönemde yaşar hale geliyoruz. Söylediğimiz kelimeler, kullandığımız ifadeler ve ilgi duyduğumuz şeyler başkalaşıyor. Olması gerekenin ne olduğunu bilmeden onun etrafında dolaşıp duruyoruz. Bütün her şey anlam derinliğini… Devamını oku… →

Bir Kapı Aralığı: Yaşam ve Ölüm – Nazlı Nesibe Kılıçoğlu

  Her şey bilincinde güzel: neden yaşadığımız, neden büyüdüğümüz, neden sevinip üzüldüğümüz, neden yaratıldığımız, neden öldüğümüz… Neden öldüğümüz… Hep sakındığımız o kelime: ölüm. Sevinçlerimiz, heyecanlarımız, hüzünlerimiz ile süsleniyor yolculuğumuz. Nereden geldiğimizi unutarak bilmeden bastığımız toprak, nereye gideceğimizi anlamayarak bilmeden bastığımız… Devamını oku… →

Kaygı artık ehlîleşmediğinde

  Isabell Lorey’in, (Türkçe çevirisi Otonom Yayıncılık – 2016) Kırılganların Yönetimi adlı kitabının farklı tarafı kendini tahlille sınırlandırmayıp egemenlerin kırılgan kıldığı kişiler-topluluklar için isyancı-kurucu bir geleceğin izini sürmeye çalışması, bunun işaretlerini göstermesidir.

Yûsûf Peygamberin Tamamladığı Çerçeve

  Yûsûf Peygamberin hayatı, mücadelesi umumiyetle ya Dîvan Şiirinde de karşımıza çıktığı gibi “Yûsûf ile Züleyha” başlıklı bir aşk hikâyesine ya da sadece kişisel bir ahlâkî çerçeveye indirgenmiştir ki bu çok boyutlu mesajları iç içe geçen bir pratiğin başına gelebilecek… Devamını oku… →

Kılı kırk yaran hassasiyet

Muhatabını dönüştürmeyi amaçlayan bir mücadeleyi/karşı koyma biçimini örneklemiştir bütün Resuller. Son Elçi’nin Mekke’de, Musa Peygamberin Mısır’da ve bütün diğer resullerin kendi kavimlerindeki zulüm odaklarına/önderlerine karşı tutumları böyle gerçekleşmiştir. Tebliğ edilmesi gereken “hakikat” ile toplumsal/siyasal direniş biçimlerinin uyumu fevkalâde şaşırtıcıdır. Bu… Devamını oku… →

Hakikat arayışının sahteliği

  İkinci Dünya Savaşının yıkımıyla ortaya çıkan küresel ölçekli bunalım ve buhranın bir uzantısı olarak boy veren İkinci Yeni’nin izleri uzak bir gelecekte bile kendini açıkça gösterebilecek boyutlardaydı. İkinci Yeni hiç kuşku yok ki çok güçlü, esaslı bir ekol. Biçimsel… Devamını oku… →

Yeni bir başlangıç için gerekli düşünsel mirasa sahibiz

  İslami hareketin içinde bulunduğu trajik düşüşten çıkışın imkânlarını siyasal ve düşünsel temelde ele almak gerekiyor. Üretilmesi gereken yeni siyasal pozisyonlarla ilgili olarak bir önceki yazıda bazı önerilerde bulunmuştum. Bugün ölçüsüzce yapılan birçok değerlendirmede İslamcılığın kaynakları itibariyle IŞİD benzeri anlayışları… Devamını oku… →

İslamcılığın Trajik Düşüşünden Çıkış Mümkündür

  İslami hareket egemen siyaset tarafından teslim alınalı epeyce bir vakit geçti. Bu kadar vakit geçtikten, karşı karşıya bulunduğumuz trajik tablo iyice netleştikten sonra bugün itibariyle sağlıklı değerlendirmeler yapabilme fırsatını da yakalamış bulunuyoruz. Ülkede boy veren İslamcılığın tarihsel ilerleyişi çok… Devamını oku… →

Hamit Bozarslan’ın “Lüks ve Şiddet” Kitabından Değiniler – Halil Toprak

Aşağıdaki ilk paragraf Hamit Bozarslan’ın İslam’a bakışını yansıtmakta olup devamında gelen paragraflar da kitabın ana hatlarını çizen alıntılardır: “İslâm’ı bir korku dinine dönüştürmüş olan ortopraksiden çıkışın tek yolu, İslâm’ın devlet, toplum ve hukuk alanlarından tümüyle çekilmesi, başka dinlere oranla her… Devamını oku… →