Nis
22
2022

Kılıcını Çekip

Behzat camii ile sıkı bir irtibatım yoktu derneği tam onun karşısına taşıyana kadar. Aslında Tokat küçük bir yer, tarihi mıntıkaları birbirine yakın ve her bir eser, mahalle çok kısa sürelerde tanınabilir.

Benim oraları tanımam Tokat’ta bulunuşumun sonraki evrelerine denk gelir.

Bunun birçok sebebi var: Evvela, Tokat’a yerleşir yerleşmez başlayan ve sonraki yıllara taşan sağlık problemleri, diğer yandan acımasızca çöken 28 Şubat heyulası… Yine de şimdi geriye doğru baktığımda “Bunlar tam bir mazeret sayılamaz!” diye düşünmeden edemiyorum doğrusu.

İstanbul’da, 1991’de, ancak on yedi yaşımda iken başlayan şehir hayatımdan önce şehre yabancı olmamın bunda tesiri ne ölçüdedir, bilemiyorum doğrusu. İbrahim ve Murat abilerle dostluğum benim Tokat’ı tanıyıp benimsememe yardımcı olmuştur. Onlar, Sulusokak mıntıkasını, Kışla mahallesini çok iyi biliyorlardı. Orada yetişmişler, tarihi yapıları, kültürü yakinen müşahede etmişler, halktaki karşılıklarını kavramışlardı.

Kabul etmeli ki benim Tokat’a intikalimin yavaş yavaş şehrin başta market hareketliliği olmak üzere oldukça aşağılara, ırmak boyuna kayışına denk gelmesi Behzat camiini, Bey sokağını, Sulusokağı kavrayışımın dışında tutmuştu. Şehirle, aile gibi herhangi bir bağ vasıtasıyla geçmişe dair bir temasımın olmaması da bu durumu pekiştirmişti.

Asker öğretmen olarak Muş’a gidişim, oranın Selçuklu camiileriyle aramda oluşan bağlılık döndükten sonra tayinimin Sulusokak üzerinden ulaşılan Erenler’deki ilköğretim okuluna çıkışı, hayatımdaki önemli milatlardandır. Artık Tokat’ın kalbi ile her gün temas halindeydim ve yenilerde başlayan restorasyon faaliyetiyle neredeyse içli dışlıydım. Hatta ara ara girdiğim bedestendeki çalışanların beni denetçi sandıkları dahî olmuştur.

Söz uzadı da bir türlü Behzat’a gelmedi ama gelecek. Orada bir saat kulesi vardır. Modernleşmenin alametlerinden bu heybetli ve karizmatik yapı hemen Behzat camiinin kıble tarafındadır. Şüphesiz bunun da bir anlamı olmalı. Ne enterasandır ki bunu şimdi düşündüm. Belki zamanın ilahi düzenden çalınmasıdır, bir hesap eden mutlaka olmuştur. Buradan da bir araştırma mevzuu çıkmış olsun.

TOKAD’ın ilk yeri Niksar yolundaydı. Ben şahsen yukarı Tokat’la bağı olmayan biriydim. Ahmet abi, dernek için çok daha uygun bir yerleri olduğunu, kiraya verebileceklerini söyleyince hikâye başladı. Mekânı beğendik, tuttuk.

Taşınma akşamını hatırlıyorum. Henüz çevre yolu yapılmadığından Sivas’a giden otobüsler, kamyonlar -kuşkusuz Cahit Külebi şiirlerinin eşliğinde- o yolu kullanıyorlardı. Derneğin altında Talip ustanın pide salonu, hemen yanında bir restoran, sırasıyla çay ocağı ve yine bir restoran daha vardı. (Aradaki tartıcıyı saymadım.) Eski dernek yerine göre ışıltılı ve hareketli bir lokasyondu. (Hadi bu kelimeyi de kullanmış olalım.)

Yorgunduk, malzemelerin sevkiyatı ne de olsa zahmetli iştir, bilirsiniz. Yaz mevsimi, hava güzel. Çay içiyoruz. Abdullah’ı kesin olarak hatırlıyorum ama diğerleri kimdi şimdi sıralayamam. Otobüsler şiir söyleyerek yanımızdan geçiyor. Saat kulesinin çanı saat başlarında derinden bir feryada başlıyor. Ezan, onun varlığına alışamamış gibi aceleyle beyan olunuyor. Işıkların altında ben eriyip gidiyorum. İyi ki buraya taşınmışız dostum!

Ahmet abiye Behzat’ın hayatın dışında kaldığını söylediğimde beni ikna etmek için Tokat’ın tarihi üç merkezinden birinin Behzat olduğunu söylemişti. (Diğer ikisi için okuyucu meraklansın.) Yüksek Kahve efsanesine adım atmışız da haberimiz yokmuş! Mustafalar o tarafta yetiştikleri için ünsiyet sahibiler ama ben hem Niksarlıyım hem de Tokat’ın ırmak tarafında, oldukça aşağısına konmuştum. Şimdi de şehrin tümüyle dışına, Niksar tarafına yapılan TOKİ konutlarında oturuyordum. Behzat’ı nereden bileyim!

Sonra anladım ki Behzat merkezmiş ama eskiden elbette. Yüksek Kahve fotoğrafları Behzat’ın gerçekten Tokat’ın ticaret ve siyaset merkezi olduğunu kanıtlıyor. Güzelim kerpiç evlerin bir kısmı kaybolmuş, bir kısmı virane hâlde… Dernek binasının hemen bitişiğindeki büyük ahşap ev ise sonradan yıkıldı maalesef. O naif sûret büyük oranda yok edildi.

Ramazan olur da ilk günkü heyecanla dışarıda çay içilmez mi! İçtik, hem de çokça; hep birlikte neşe ve huzur içinde oturduk, yalan yok! Gündüzün Kur’an sohbeti yaptığım derneğin önünde akşam arkadaşlarla geç vakte kadar çay içtik, konuşup tartıştık. İstanbul’a okumaya gidip tatil için dönen genç arkadaşların da harladığı muhabbetli vakitlerin ramazanı hayatımın en güzel ramazanlarından biri olarak böylece kayıtlara geçmiş oldu. Şimdi o vakitleri, coşku ve samimiyeti çok özlüyorum.

O büyülü hâle bugün büsbütün dağılmış bulunuyor.

Esasen kişiler ve mekânlar hala hayattalar. Behzat’ın ezanıyla saat kulesinin çanı yarışmaya devam ediyor. Çaycı da yerli yerinde. Kenanların işlettiği Yüksek Kahve restore edildi, işletmeciler değişti ama tüm haşmet ve tanıklığıyla orada. Talip usta gitti ama başka biri mekânı kiralamış. Devrimci coşkuya ev sahipliği yapan daire ise sanırım apart olarak çalışıyor.

Her güzelliğin bir nihayeti olmak zorunda mı? Ramazan akşamlarını kemale erdiren Behzat deresi kenarındaki semaver oturmaları, boş alt katın balkonundaki film seyirleri sadece anılarda mı vâr olacak? Oldukça ıstırap verici ama öyle… Zaman, bütün acımasızlığıyla kılıcını çekip fanusu ikiye ayırdı. Etrafa saçılan parçaları birleştirmek beyhude bir çaba mıdır dersiniz?

Ramazanı ramazan yapan dostlar ve dostluklardır. Behzat camiinin yüzyıllardır bir halı gibi yere serili ve cemaatini bekleyen avlu taşlarıdır. Rekabet halindeki minare ve saat kulesine nazire yapan servileridir. Çay ocağı ile Yüksek Kahvenin eş zamanlı yoldaşlığıdır. Behzat’ın kıyısına kurulan ve bir türlü randımanlı yakılamayan semaverleridir.

Ali Paşa camii şadırvanında yaptığımız gariban iftarından Behzat akşamlarına, oradan da Tokat çöreği ve yoğurtmacıyla bezeli Sulusokağa yaslı Takyeciler oturmalarına uzanan rüya belki hâlâ bir ölçüde gerçekleşebilir hâlde bile olabilir ancak ruhsuz bir tekrar korkusu ufku kapatmışa benziyor.

Ne diyelim, ömür de bir rüyaya benzer. Ne kadar sürdüğünü kestirebilen çıkmamıştır.

Hayırlı ramazanlarınız olsun.

Yorum bırak

Olmalısın oturum açmışbir yorum göndermek için.