İslami muhalefet düzenle nasıl bütünleşti?

TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği) haftalık seminerlerinde bu hafta Ufuk Aktaşlı, Cihan Tuğal’ın “Pasif Devrim – İslami Muhalefetin Düzenle Bütünleşmesi” kitabını tartıştı.

Konuşmasına, kitabın teorik temellerinden hareketle başlayan Aktaşlı, Max Weber’in protestan ahlakı değerlendirmesiyle Calvinist öğretinin bugünle buluşan çizgisini tahlil etti.

Akademisyen Cihan Tuğal’ın Sultanbeyli merkezli bir alan araştırması olan çalışmasının İslami muhalefetin zamanla nasıl sistem tarafından emildiğini gösteren bir çalışma olduğunu belirten Aktaşlı, Tuğal’ın, Marksist teorisyenlerden Gramsci’nin “pasif devrim” kavramıyla bu dönüşümü anlayıp tanımlamaya çalıştığını söyledikten sonra ana hatlarıyla kitapla ilgili olarak aşağıdaki tespitlerde bulundu:

– Refah Partisinin “adil düzen” talebiyle yükselen muhalefeti, özellikle Sultanbeyli gibi İslami rengin ağırlıklı olduğu bölgelerde “ikili iktidar” düzeni oluşturmuştur. Belediye başkanı Ali Nabi Koçak örneğinde de olduğu gibi başkanların dini karakterleri baskındır ve hemen hemen bütün sorunları mahkemelere gerek duymadan çözmektedirler.

– Belediye binası dönemin ruhuna uygun önemli bir örnektir. Bina camiyi andıran bir mimari ile inşa edilmiştir ve içeriye ayakkabı ile girilmez. Ancak siyasi ve toplumsal dönüşümü dayatan 28 Şubat sonrası belediyeyi devralan AKP yönetimi bu binayı yıktırıp yerine modern görünümlü bir bina yaptırmıştır.

– Önceden Sultanbeyli’de de olmak üzere İslami kesimlerde sosyal adalet fikri, adil düzen talebi geniş ölçekli bir biçimde tartışılırken AKP iktidarı sürecinde büyük oranda bu taleplerden vazgeçilmiştir.

– Daha önce adil paylaşım, sömürüsüz bir dünya isteyen, mutlak manada Amerika’ya, Avrupa’ya tavır alan İslami çevreler 28 Şubat zorbalığı nedeniyle de büyük oranda AB’ci olmuş; Amerika’nın da çalışma ve dünyaya nizamat vermede olumlu bir örneklik olabileceğine inanmaya başlamıştır.

– Sultanbeyli’de kentsel dönüşüm gerçekleşmiş, şehir daha albenili çarşılara kavuşmuştur. Tüketim kültürünü yaygınlaştırmaya matuf mağaza dizaynları ortaya çıkmaya başlamıştır.

– Tesettürde yozlaşma eğilimi kendini göstermiş, kadın erkek ilişkilerinde modern ölçütler öne çıkmaya başlamıştır.     

– İslamcı çevrelerin önemli bir kısmı yakın gelecekte siyasal söylemlerinin başarısından umutlarını kesmişler, bunun yerine çalışmalarını çocuk ve aile eğitimine yoğunlaştırmışlardır; siyasal taleplerini ertelemişler, AKP sürecine eklemlenmişlerdir.

– Sonuç itibariyle yaşanan fiili ve zihinsel dönüşüm İslami muhalefetin düzen tarafından massedilerek tehlike olmaktan çıkarılması sonucunu doğurmuştur. Bu bağlamda “massetmek” kavramı önemlidir. Pasif devrim denilen şey tam da burada ortaya çıkmaktadır: bazı şekli unsurlar, mesela başbakan ve cumhurbaşkanının hanımlarının başlarının örtülü olması gibi, sistemin değişen yüzü oluyor ancak muhalefet sistem tarafından emiliyor, massedilerek alternatif olmaktan çıkarılıyor, merkeze yerleştiriliyor.

– AKP iktidarıyla birlikte Türkiye yerel ve küresel kapitalist sürece eklemlenmiş; bu eklemlenme dindar geçmişli kadrolar nedeniyle, özellikle 28 Şubat zorbalığına karşı çıkmaları, başörtüsü yasağını kaldırmaları gibi saiklerle harekete geçen halktan destek alınarak yapılabilmiştir. Dindar kadrolar iktidarda olmasaydı bu dönüşümün gerçekleşme ihtimali zayıftı.

TOKAD seminerleri Pazar günleri saat 12.30’da dernek merkezinde yapılıyor.        

Haber: Elif Aydın

 

Etiket(ler): , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir yanıt yazın