Nis
23
2012

hanımlara özel haller/kitap üç- bir konuğumuz var!?

o sahnede konuşurken ben bunu düşünüyordum, ezber bozan kadınlardan hülya şekerci. toplumsal meselelere duyarlı, dur durak bilmeyen, bedel ödemiş, başartüsü yasaklarına karşı direniş olarak kurulmuş özgürderin başkanlığını yapmış, halen yönetim kurulunda çalışmalarına devam ediyor, sosyolog bir yazar.. tüm bunların ötesinde dört çocuk annesi.

dün akşam Trabzon-Akçaabatta “İlim Yolcuları Derneği”nin organize ettiği “Kuran Ekseninde Mümin Kadın” konferansının konuğuydu. bu arada ilim yolcuları derneği, zamanında üç beş liselinin, furkan suresinde geçen mealen “onlar kurandan hicret edecekler” ayetini gördüklerinde afallamaları üzerine, “ne yapa biliriz” diyerek bir çay bahçesinde aldıkları kararla kurdukları, takibini hala devam ettirdikleri, önemli işler yapan güzel bir dernek.

nisan ayında ekin yayınlarından çıkan kitabının başlığı, konferansın konusunu ve içeriğini oluşturdu. dinleyiciler dikkatli, sorular ise mesele kadın olunca hep aynı kısır döngüde kalan;   tesettürdü.

-buradan bu konuyu elbette ki hafife almadığım; bir önceki yazımdan, moda illetinden dert yanışımdan, toplumun yozlaşması ile birlikte kadın tesettürünün de yozlaşmasından da yakındığımdan, anlaşılıyordur umarım.-

kitabına da konu ettiği miras, dört evlilik, biat, kuranda kadın hakları gibi can alıcı meseleleri klasik tefsirlerdeki akıl almaz yorumları ve sahih olmayan hadisleri, islam tarihindeki kabul edilemeyecek erkek egemen yorumlu çalışmaları, belgeleriyle anlatmasına rağmen, bu konular pek dikkat çekmezken tüm sorular, sosyal yaşamda kadının yeri nedir, nasıl giyinecek, derneklerde çalışsın mı, annelik nasıl olacak tarzındaydı, yıkıldım!

adem ve havvanın yaratılışındaki ademi havva ayarttı kadın fitnedir, anlayışının incil ve tevrattan geldiğini kurani bakış açısına göre ikisinin de bu günahı işlediğini , tüm bunların israiliyat olduğunu,

“evlerinde vakarla otursunlar” ayetinin peygamber hanımlarının mescide açılan evlerinde kapı olmayıp perde bulunduğundan bedevilerin izinsiz girme ihtimallerinden uyarı niteliğinde olduğunu,yoksa peygamber eşlerinin sosyal hayatta savaşta dahil bulunduğunu,

“kavvam”  sıfatının klasik tefsirlerde açıklandığı gibi üstünlük olmadığını bu ayeti açıklarken “üstünlük takvadadır” ayetinden ayrı düşünülerek, iki ayeti bağdaştırıp yorumlamayarak, yanlış yapıldığını,

yine kadının ibadetini evlerinin en ücra köşelerinde yapması gerektiğini düşünen geleneksel anlayışa ters olarak peygamber döneminde kadınlar mescide gelmek için uygun elbiselerinin olmadığı söyleyerek yakındıklarında, resulullah arkadaşınızdan ödünç alarak gelin diyecek kadar kadınları, o dönemde mescidin fonksiyonu düşünüldüğünde, sosyal ve siyasal alandan uzak tutmadığını,
müminlerin bu konuları tartışırken kadın erkek saflaşmasına girmemesi gerektiğini,

gelenekselde doğrunun da olduğunu, gelenekseli eleştirirken tümden silmediğini, bunun karşısını modernizmin almaması gerektiğini, toplumda rahatlaşıp çözülen, kadın erkek ilişkilerinin isteyeceğimiz, hedefleyeceğimiz kurani bakış açısı ve yaşam tarzı olmadığını,

gibi, dair, vesair can alıcı konuları işlerken yazar, bu önemli meselelerin aslında ne kadar çok konuşulsada toplum tarafından çok da üzerinde  durulmadığına bir kez daha inandırdı beni.

siz hadis diye ortaya atılan yanlışlıklardan, ayetlerin parçala böl içinden işine geldiğini alanlardan, bahsedin, bahsedin de tüyler ürpermesin!
**
hülya abla dedim konferans bittiğinde, darısı “kuranda mümin erkek” konferanslarına,
inşallah dedi,inşallah.

tuba kaplan

Related Posts

Yazar Hakkında: Tuba Kaplan

2 Yorumlar+ Yorum Ekle

  • önemli bir mevzu. TOKAD niksar temsilcisi hilal çetin’in benzer meseleyle ilgili seminerinin video kaydına mutlaka bakılmalı:

    http://vimeo.com/39115953

  • güzel bir aktarım olmuş, teşekkürler. özellikle yazının sonundaki vurguya katıldığımı ifade edeyim. bugüne kadarki gözlemlerime dayanarak mücadele süreci içinde kadınlardan ziyade “mümin erkeklerin” soruna dönüştüklerini gördüm. kadınlar gerçekten tüm gayretlerini ortaya koyma noktasında azimliydiler, fedakârdılar. çuvallayan bizdik aslında ama hep tesettür meselesini kadınların başörtüsünün renklerine boğup, erkeklerin renkten renge nasıl büründüğünü gözden kaçırdık. güzel hatırlatılmış.

Yorum bırak