Eyl
17
2011

Direne direne nice yıllara!

Tüm gönüldaşlarımızın da bildiği gibi Platformumuz Sakarya Başörtüsü Platformu adıyla 17 Eylül 2005 tarihinde kuruldu.

Dönemin Genelkurmay Başkanı’nın “28 Şubat bin yıl sürecek!” dediği bir süreçte, bu azgınca meydan okumaya karşı bir başkaldırı olarak başladı.

Basının ve yargının askerler karşısında bugünlerdeki gibi cesur olmadığı zamanlardı.

Ve platformumuzda birçok tehdit, hedef gösterme, basının ve yargının hatta askeri yargının müdahalelerine maruz kaldı.

Böyle bir vasatta Başörtüsü yasağının başta dindarlar olmak üzere ülkenin tüm insanları açısından bir imtihan olduğu gerçeğinin altını çizdik.

Başörtüsü yasağını ülkemizdeki “Devlet despotluğu”nun deşifre edildiği bir siyasal sembol olarak öne çıkardık.

Zira tarih boyunca da görüldüğü üzere, otokratik devlet halkına semboller üzerinden baskı kuruyor ve yine bu semboller üzerinden özgürlük taleplerine diz çöktürmek istiyordu.

Sakarya Başörtüsü Platformu bu zorbalığa karşı ilk ayağa kalkanlardan oldu ve kalktığı yerden başlayarak mücadeleyi kavileştirme ve yaygınlaştırma gayreti gösterdi.

2008 yılından itibaren Adalet Girişiminin katılmasıyla beraber tabanını genişletti ve söylemini yaygınlaştırdı.

İzmit ve Sakarya’nın ardından Ankara, İzmir, Akyazı, Antalya, Konya, Kayseri, Van, Afyonkarahisar, Kütahya, Bursa ve Tokat platformlar zincirine katılan ya da katkı veren iller oldular.

Platformlar gösterdiği sebatla doğruların yanında olmanın mücadelesini verdi. “Direniş” kültürünü yaygınlaştırma ve derinleştirmenin sürekli arayışı içinde oldu.

Kendini konjonktürel durumlara göre değil, İktidarın köleleştirici ve soysuzlaştırıcı doğasına karşı konumlandırdı.

Varoluş ilkesini “Müslümanca bir duruş” olarak tanımladı, ancak kendine değil herkese Müslüman bir tutumun savunucusu ve uygulayıcısı olmaya çalıştı ve bunun gereğini hiçbir ama’nın arkasına saklanmaksızın lafı eğip bükmeksizin, hiçbir menfaat ilişkisine hiçbir “müdahane”ye tenezzül etmeksizin yapageldi.

Platformumuz, İnandığı ilkelerin hiçbir güç tarafında teslim alınamayacağını en zor zamanlarda ispat etmenin manevi hazzını yegane ödül addetti.

Evet zaman içinde köprünün altında çok sular aktı, iktidarın yüzü değişti bir zamanların mazlumları iktidar denen şeyin baştan çıkaran tadını aldılar.

Platformumuz yüzü değişse de aslına devlet iktidarının esasının değişmediğini, kamuoyuna yönelik yapılan tüm manipülasyonlara rağmen ne genelde özgürlükler ne de özelde Başörtüsü meselesinde köklü ve anlamlı değişimler olmadığını kamuoyuna karşı deşifre etmeyi sürdürdü.

Başörtüsü başlığı altında, kürt meselesi ve emek sömürüsünü gündemine alan, bölgemiz ve dünya ile ilgili tavrını ve tarafını net bir şekilde ortaya koyan bir çizginin takipçisi oldu.

Geldiğimiz an itibariyle kendi durduğu noktadan ülke halklarının özgürlük mücadelesine katkıda bulunmaya, Müslümanca bir siyasal duruşun imkânlarını oluşturmaya ve tartışmaya devam ediyor.

Bugün, Dünyada ve bölgemizde tüm taşların yerinden oynadığı tarihi bir zaman diliminde olduğumuzun bilinciyle, ana şahitlik etmek, Hakk’ın yanında olmak, yapılması gerekeni yapılması gerektiği gibi yapmak kararı ve iradesini siz gönüldaşlarımızla paylaşmanın ve yaşamanın haklı onurunu yaşıyoruz.

Bugün dünden daha kararlı, dünden daha güçlüyüz.

Yaşasın başörtüsü mücadelemiz

Yaşasın halkların kardeşliği

Yaşasın Küresel İntifada…

SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ

BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU

 

Yazar Hakkında:

Yorum bırak