Tem
28
2011

Birikim 267

Geçen ayın birikiminde Ömer Laçiner “12 Haziran Seçimleri: Tuzaklar ve İhtimaller”i yazmış. Herkesin galip herkesin mağlup olduğu seçim dosyasında şu yazılar yer alıyor: Ahmet İnsel “Muktedir Oluşun İfadeleri” , H. Bahadır Türk “12 Haziran Seçimleri: “Yine AKP Attı, 3-0” “Burada Herkes Mağdurdur”, Alev Özkazanç “Seks, Yalanlar ve Kasetler”, Kıvanç Koçak”Kasımpaşalı Haylaz”dan “Otokrat Master”a, H. Bahadır Türk “Muhafazakar-Popülist Bir Figür Olarak Bülent Arınç”, Özkan Ağtaş “Siyaset Sahnemiz, Popülizm ve Eskisiyle, Yenisiyle CHP” Ayşen Uysal “Herkesi Yakalamak” İsteyen Parti: “Yeni CHP”, Teoman Ertuğrul Tulun, Ekin Kadir Selçuk “Seçimler ve Hayal Kırıklığı: Genç Siyasal Oluşumlar Bağlamında HAS Parti” Besim Can Zırh  “Aleviler Nerede?”

Dosya haricinde yer alan yazılar ise şunlar: Ümit Kurt “Türkiye’de Güvenlik Politikaları ve Araştırma Merkezleri: Ordu, Think-Tank’ler ve Güvenlik İdeolojisi” Tanıl Bora “Müge Tuzcuoğlu’nun  Diyarbakırlı Çocuklarla Röportajları: Ben Bir Taşım – Biz de Buradayız Yani, Görsünler…”

Dosyada yer alan Türkiye’nin en yeni siyasi oluşumlarından biri olan HAS Parti’nin seçimlerde yaşadığı hayal kırıklığı üzerinde duruluyor. Yazıda  üzerinde durulanlardan çıkarılacak sonuç; partinin siyasetten anladıkları, topluma bakışı, sivil toplum, bürokratik vesayet gibi konulara yaklaşımı doksanlı yılların RP’si, postmodern darbenin gadrine uğrayan FP’si ve bugünlerin AKP’sinin bir sentezi niteliğinde sanki.

Dolayısıyla bu konularda HAS Parti’nin siyaset üretebileceği bir alan oluşturmak çok zor. Beli bu yüzden aynı söylem krizi partinin yayımladığı gazeteye de yansımıştı.

Kimlik kavramında da Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını Türk kimliği yerine öneren parti bu konuda AKP’den farklılaşamamaktadır. Kürt sorununu terör sorunundan ayrı olarak ele almak konusunda da var olan mutabakat dışında yeni bir şey ifade edememektedir.

HAS Parti’nin  kavramalaştırma konusunda  farklı olduğu tek nokta yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda gündeme getirdiği İl Meclisleri önerisidir. İl Özel İdareleri yerine kurulacak olan bu meclisler adalet, emniyet, askerlik gibi  konular dışındaki bütün konularda söz sahibi olacaktır ve bu meclislerin temsilcileri doğrudan seçimle belirlenecektir. İl Meclisleri aynı zamanda BDP’nin demokratik özerklik isteğine bir alternatif olarak sunulmaktadır.

Bir sınıf siyaseti gütmeyen HAS Parti paylaşım konularında AKP’den farklı bir yerde durmaktadır. İşte tam bu noktada HAS Parti’nim teorik açmazını yakalamak bağlamında Mehmet  Bekaroğlu’nun şu sözleri üzerinde durulmalıdır: “Değerler söz konusu olduğunda muhafazakâr, özgürlükler söz konusu olduğunda liberal, ekonomi, paylaşım söz konusu olduğunda sol”

Birikim‘de yer alan  HAS Parti yazısı şu  gelecek beklentisi ile sonlanmakta: ” HAS Parti’nin eski yada yeni siyasi oluşumlar arasında öne çıkabilmesini sağlayacak önemli bir imkan olarak önümüzdeki yerel seçimler gösterilebilir. Yerel seçimlerde aday profili ile halkı ikna etmesi ve seçilen yerel yöneticilerin halka başarılı biçimde hizmet  sunmaları durumunda HAS Parti’nin bir dahaki genel seçimlerde  önemli bir oy oranına ulaşması imkan dahilindedir. Böyle bir durumun Türkiye’de en azından siyasi mücadelenin düzeyini yükselteceği ihtimali dahi Türkiye’deki siyasi sitemin geleceği açısından önem arz etmekte”

Yerel yönetimlerde AKP’nin bunu yıllardır yaptığı göz önünde tutulduğunda  sadece hizmet siyasetinin siyasi bir hareket oluşturmak için yeterli olmadığı hatırlanabilir. Eğer sadece hizmet siyaseti yeterli olsaydı Diyarbakır ve İzmir’in de başka bir parti tarafından yönetilmesi gerekirdi. O yüzden HAS Parti’nin  teorik açmazları meselesi daha da önem arz etmektedir.

 Ali Koçak/Dünyabülteni

Yorum bırak