Ağu
28
2012

bir güldürü romanı candide…

baskı ve haksızlık karşısında yılmayan bir kalem; voltaire. 1694-1778 yıları arasında yaşamış 1759 yılında olgunluk çağında vermiş bu eseri; candide.demini almış bir çay gibi durdukça koyulaşacak bir eser. başucu kitaplarından biri. mizahın en ciddi hali. felsefenin en anlaşılır şekli. hicvin en keskin iğnesi..

candide;saf temiz,dünyadan habersiz demek. alman filozofu leibnizin iyimserlik felsefesini eleştiriyor voltaire.
Sıradan bir okuyucu için anlaşılması zor olan meseleleri, söz konusu ettiği tüm sorunları; dinler, devlet, kral, batıl itikatlar, toplumsal adaletsizlikler, yargı hataları, tüm haksızlıkları felsefi bir öykü haline getirerek küçük bir yapıtta toplamış yazar. mizaha buladığı mevzuları büyük eleştirileriyle anlatarak, kahramanlarına yaptırdığı türlü seyahatleri fantastik ögelere bulamış olan yazar, aynı zamanda okuyucuya türlü maceralar yaşatarak dikkatleri kitapta yoğunlaştırmayı başarmış..
olay kurgusu kahramanlar pek oturmamış olabilir, bölümler arası bağlantılarda çok sağlam değil. ancak romanda göze çarpan bu kusurlar sizleri eserden uzaklaştırmıyor, aksine yazar ne diyecek diye bir merak alıyor insanı.
o dönemde kahramanları gezdirerek başlarından türlü maceralargeçirip okuyucuya mesajını bu yola ileten tek yazar voltaire değil. her ne kadar şuan modası geçmiş bir roman tekniği olsada içerdiği kızgınlıklar, sitemler açısından tarihe gömülemeyecek bir eser..sistemler ve insanlar aynı kalıyor sonuçta.

bu bizim ülkemizde pek yaygın değil güçlü bir hiciv sanatı yok. sadece karikatür ile mizah yapılıyor. şiire, romana, hikayeye girmemiş pek hiciv. eleştiri adına, illa makaleler yazacağız. allah aşkına devletteki yozlaşmayı trajı komik bir şekilde hangi gogolun “müfettiş”inden den başka bir yapıt işler ki.!

bu böyledir, burada işler başka türlü gider. herkeste ciddi pozlar takınma zorunluluğu, alıntılarla yüklü makaleler yazma çabası, bir havalar bir havalar, ahh her neyse..

anlatmak isteyip de söyleyemediklerimizi insanların gözüne sokarak yazmaya çalışmaya hiçde gerek yok. küçük bir işaret yeter. bazı gerçekleri, derin meseleleri yok efendim halk anlamazmış, sanat için sanatmış falan. geçelim bunları efendim anlatabilirsen bal gibi anlar herşeyi halk! adam felsefeyi halk seviyesine indirmiş valla bravo.. okunası bir kitap..oda yayınları, ikibin altı ikinci basım.

“bunlar hoş sözler, ama bahçemizi ekip biçmemiz gerek.”

 

tuba kaplan

1 Yorum+ Yorum Ekle

  • yağmurlu,karanlık,az soğuk bi istanbul akşamı..özgür ruh tuba ve ona anne gibi davranmaktan hiç yılmayan bi baş belası..eski kafa,sıcak ayva çayı,mevlana abimizin tuba’ya bi kaç günde oku,geri getir diye emanet ettiği bi kitap..”rus tazısı”..nedense o kitabı hatırlatmak geldi içimden sana..

    sonra,candide..tam senlik bir romanmış..bi gün sen de yazacaksın böyle bi kitap, biliyorum..
    hayatla dalga geçebilen kız.. :)

Yorum bırak