Şub
20
2013

Başındaki yazmayı da sarıya mı boyadın

 

İnsan her zaman mitleştirir. Üniversite öğrencisi ya da lise son sınıf falan, kaldırım boyunca dalgın, yürüyor; sıkı sıkıya sarılmış hacimli kitabına: Oğuz Atay-Tutunamayanlar.

Tutunamayanlar’ı tutturan şey nedir? Mesela bahsettiğim o çocukla Tutunamayanlar arasında nasıl bir bağ var? Onu ellerini asla gevşetmeden kitabına bağlayan şey nedir Allah aşkına? Atay’ın kurguladığı evreni o çocuk ne kadar anladı ya da onu ne kadar hissedebiliyor? Postmodernlik muhabbetlerinden hakikaten haberdar mıdır?

“Okumayı sevmeyen toplum”un bazı eserlere gösterdiği hesapsız sevgi ürkütücü müdür, bilmiyorum ancak burada bir terslik var, evet evet, kesinlikle. Bazı kitaplar var, elden ele dolaşıyor; bazıları da Allah var, eledn ele ancak muhataplarına değmeden geçiyor. Nerden mi biliyorum, hiç, hiçbir yerden. Sanki hiçbir şey söylenmeden hemencecik anlaşılabilecek bir şey bu! Öyle…

Oğuz Atay’ın eseri, o eseri oluşturan zihniyet dünyası iyi kötü bir malumatı, ilgiyi hak eder zannımca. Bütün bu çerçevenin kıyısına yolu düşmemişlerin ellerinde, kucaklarına doğru bastırarak taşıdıkları Tutunamayanlar hangi gerçekliğin görüngüsüdür ya Râb!

Sadece özenti mi diyeceksiniz yoksa, bilemiyorum vallahi!

 

Yazar Hakkında: Özgür Sahne

Yorum bırak