Şub
14
2013

‘Köyden kente göç’ efsanesi

 

Her sosyoloji dersinde yinelenen ‘sanayinin gelişmesi sonucu köyden kente göç oldu’ efsanesi, aslında Türkiye için kuşku duyulmadan tanımlandığı 1960’lar için bile sanıldığı kadar doğru değildir. Altmışlı yıllarda büyük kentlerde, özellikle montaj sanayi gelişmiştir, ama bu göçü, sadece buna bağlamak ilerlemeci mantığın işine geldiği seçeneği, önüne çekip kolayca işaretlemesinden başka bir şey değildir. Temel mesele geçimlik tarımın ‘yeşil devrim’ adı altında imha edilmesidir. Toprağın derin kazılarak karnını yardığı, ve DDT ile doldurduğu yani öldürüldüğü, kırsalın kitlesel olarak sürgüne gönderilmesi yani geçimlik köylünün kapitalist pazara entegre edilmesi, kent sürgününün gerçek nedenidir. Traktör üzerindeki mutlu çiftçi fotoğrafları aslında aynı zamanda toprağından kente sürülmüş köylü fotoğraflarının diğer yüzüdür.

Köyden kente gelenlerin, kentte çok daha iyi koşullarda yaşadığı da tam anlamıyla bir başka efsanedir. Köyde kendi toprağını ekerken yılda sadece 2 ay, belki sıkı çalışan köylünün kentte günde en az 10-12 saat çalışması mı daha iyi koşuldur? Bu efsane öyle bir abartılıdır ki köyde daha büyük ve mutlaka ki bahçeli, ağaçları ve toprakla yaşayan bir köylünün kent varoşunda briket bir kulübeciğin içine sıkıştırılması bile, sanki kendisinin tercihi olarak anlatılmaktadır. Tarımdaki ‘yeşil devrim’ savaş tehcirlerinden ve soykırımlarından daha fazla insanı kent varoşlarına sürmüştür.

 

Yazının tamamına burdan git: Mühim Hadiseler Enstitüsü

 

Yazar Hakkında: Alaattin Uras

Yorum bırak