Ağu
2
2012

Tokat bir bağ içinde

Tokat’ın değil sadece bütün şehirlerin hikâyeleri, insanları sarıp sarmalaması; onları yetiştirip büyütmesi vardır. Sonra onları üzmesi, hırpalaması, acıya yatırıp belemesi, kederle pişirip olgunlaştırması vardır. Sonra öpüşü vardır alnından, sonra eline bohçasını verip yolculaması, sonra çöreği, ekmeği ve emeği vardır: dostluğu, kardeşliği, ihaneti.

Behzat Camii vardır, Yüksek Kahvesi. Caminin yanında ulu servileri, İstiklal Mahkemesi mazlumları vardır, Yüksek Kahve’nin balkonundan konuşan devlet reislerini gösteren siyah beyaz fotoğrafları vardır. Eski harflerle yeni bayramtörenlerinin pankart yazılarını gösteren fötrlü fotoğrafları vardır, siyahbeyaz/beyazsiyah. Buğday hapanı, Meydan Camii, Ali Paşa Camii ve hamamı vardır. Sulu Sokak’ta akan bir eski zaman hayatı vardır. Bedesten’i, Takyecileri, Deveciler Han’ı, Yağıbasan Medresesi vardır: medreseden yükselen talebe yalnızlıkları vardır, samanyoluna doğru yükseldikçe çoğalan. Sonra bir bardak çayı, şimdi dut ve söğüt gölgesine teslim olunduğunda insanın yalnızlığıyla başbaşa kalacağı serinliği vardır: baştan ayağa ayaza kesmiş.

Voyvodası,elçileri vardır, Tokat kalesinden bağlar içindeki şehre bakan. Şeyhülislamı, siyaseten katli, Ermenisi, Rum’u vardır, şimdi kaybolan. Yok olan bağları, artan yalnızlığıyla Anadolu hüznü vardır.

Tokat’ın adaleti, özgürlüğü şiar edinmiş adamları vardır. Küçücük şehirlerinden dünyaya haykıran. Tokat’ın onları kucağında büyütmesi vardır meydanında yeşertmesi.

Yazmazsak belki, başkası da yazmaz. Yazmazsak var’lar, giderek yok’lara döner. Tokat’ın yazanı, minnettarı vardır.

 

Yazar Hakkında: Özgür Sahne

Yorum bırak