Eyl
22
2011

Tanpınar Edebiyat Festivali Ne Ayak?

Ekim ayı başında üçüncüsü gerçekleştirilecek olan İTEF (İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali) edebiyatın muhtevasızlaşmasına, magazinleşmesine ve metalaşmasına hizmet eden yeni bir küresel sermaye ve yerli işbirlikçileri organizasyonu. Etkinlik takvimine bakıldığında anlaşılan o ki, 2011 Kültür Başkenti etkinliklerinin bir devamı olan ITEF’te 13 farklı ülkeden 54 yazar bol bol yiyip içecek; festivalin teması “Şehir ve Yemek” zira. Küresel sermayenin kültürel ve sanatsal patronajının bu yeni ayağının açılışı Çırağan Sarayı’nda. Geçen sene Ertuğrul Günay yapmış açılış konuşmasını. Birkaç gün boyunca farklı mekânlarda gerçekleştirilecek yemek odaklı söyleşi ve sohbetlerin ardından yapılacak bir partiyle nihayetlenecekmiş festival, ilgilisine duyurulur: “İTEF Kapanış Partisi’nde bu yıl da yazarlar DJ kabininde olacak. 6 Ekim Perşembe, saat 21.00’dan itibaren Cezayir Restoran’da edebiyat dünyasının ve tüm İTEF ekibinin de bulunacağı partimize okurları da bekliyoruz.”

Yeni Rakı, İsrail İstanbul Başkonsolosluğu ve İbranice Edebiyat Enstitüsü’nün yanı sıra Timaş Yayınları ve Ensar Eğitim Kurumları da etkinliğin sponsorları arasında. İTEF’in programına baktığımızda Ahmet Hamdi Tanpınar’la ilgili göstermelik de olsa tek bir sunumun olmayışı asıl şaşırtıcı nokta. Sadece internet sitesine biyografisini koymuşlar. Kendisinin sevdalısı değiliz ama, bir yazarın eserine yönelmeksizin açık açık nesneleştirilmesine ve böyle bir eğlenceye malzeme edilmesine muhafazakârların görünür bir itirazı olmayacağını tahmin etmek de  güç değil. AKP dönemi kültür politikalarında Tanpınar’ın ne sağı ne solu tedirgin etmeyen bir isim olarak durumu kurtarmak için kullanılan bir figüre dönüştüğünü söylemek mümkün.

Yabancı yazarları bilemiyoruz fakat birkaçı dışında bu listedeki yerli yazarların Tanpınar’la ve temsil ettiği düşünsel gelenekle herhangi bir irtibatı olmadığı ortada. Bu anlamda edebiyat emekçisi oldukları mâlum olan azınlıktaki isimleri dışında tuttuktan sonra, ilk romanı çakma yayınevlerinden 2011’de çıkan ve herhangi bir tanınırlığı, kamusal düzlemde sınanmışlığı olmayan, herhangi bir edebiyat dergisinde imzasına rastlanmamış bu meçhul “yazarların” bırakın Tanpınar’la, edebiyatla ilişkilerinin dahi sorgulanacak düzeyde olduğunu üzülerek belirtmek gerekiyor. (Ha,  bu tür curcurnaların vazgeçilmez ismi Doğan Hızlan’ın ve Doğu’nun gizemlerinin, tasavvuf düşüncesinin vs. pazarlanmasının sembol isimlerinden biri hâline gelen Sadık Yalsızuçanlar’ın bu gösterideki  pozisyonlarını meşru kılmaz tabii ki bilinir/tanınır olmaları.)

Tanpınar’ın “Antalyalı Genç Kıza Mektup”undaki sorularını ITEF’cilere yöneltmenin tam sırası:

“Edebiyatı gerçekten seviyor musunuz? Eserimle temasınız var mı? Buralarını bilmiyorum. Mektubunuzda beni okuduğunuzu gösteren hiçbir emareye rastlamadım.”

1 Yorum+ Yorum Ekle

  • Yeni Rakı çekilmiş sponsorluktan.

Yorum bırak