Ağu
29
2011

Ramazan’la birlikte sektör üzerine kısa ve eksik birkaç cümle | Büşra Dilek

فقر sözcüğü için dört madde açıyor râğıb el isfahânî el’müfredat’ta. dördüncü açıklamada “allah’a olan muhtaçlık, fakirlik” ifadesinin altında فقير sözcüğünün aslında “belkemiği (فقآر) kırık (insan ya da hayvan)” olduğundan bahsediyor. bu yazının işaret ettiği şeyle bir alakası olabilir mi diye belki biraz durmakta fayda var. şayet alakasız yerden tutmaksa belki yine fayda var.

insanın her zaman aynı yerde (halde), aynı dirilikte, enerjide, umutta, sevinçte, üzüntüde, heyecanda, sakinlikte, coşkuda vs. olmaması elbette normal ve doğal bir durum. yaşanan her hadise zaman zaman bu değişkenliğin sebebi olabilir, ki burası genel kabulle psikolojinin alanı. ama, insanın her zaman aynı çizgide, aynı safta, aynı yolda olmamasında.. ya da şöyle; müslümanın yalın halde ‘müslüman’ olarak kalmamasında, káfirin bildiğimiz káfir, müşriğin bildiğimiz müşrik, münáfığın bildiğimiz münáfık olmayışında inanılmaz bir problem ve anormallik var. ikinci örneği birincisinden ayıran kelime‘ama’.yani bu basit bir karşılaştırma. iki örneğin birbiriyle tek alakasıysa, birkaç değişkenlikten sonra nihâi durağın değil, devam eden sürekli bir değişkenliğin, zikzağın söz konusu olması.

îtikâdi ya da kültürel, islam’la bağı olan ve kalıcı görülmeyip geçici kabul edilen her ne varsa, mesela “dini bayramlar”, mesela “hac ve umre”, mesela “özel gün ve geceler”, mesela “kutlu doğum haftaları” ve mesela “ramazan” gibi. göz ardı edilmesi bir yana, belki de zararı kâra dönüştürmek üzerinden bir ışık yakmıştır kimi kurnazlara.ışık.görünürde geceyi gündüze çevirecek kadar parlak bir ışık.

müslüman olduğunu söyleyen bu kurnazların müslümanlıkları üzerine kafa yormak önemli değil. önemli olan ‘islam!’ diye büyük bir iştahla hazırladıkları o parlak ambalajlı paket.

belirli gün ve haftaları dışında müslümanlara ayaklarını denk aldıran; belki de literatüre parçacı bir ‘ibadet’ kavramını yerleştiren, ki onu da inanç ve vicdanlara, evlere ve mescidlere hapseden, en fazla ezana ezan olduğu ya da yapacak bir şeyleri olmadığı için ‘aziz allah!’ deyip, tevhid bayrağından, sair zamandaki “la ilahe ilallah”tan telaşlanıp terörle mücadele ekibini toplayan “elhamdülillah biz de müslümanız!”cılar, “biz de evimizde beş vakit kılıyoruz yani!”ciler ramazan’da müslümanları kutsal’a yolculuk yapmaya çağırıyor. kutsal’a! yolculuk yapmaya! problem hangisinde? yolculuk’taki geçici sürede mi? kutsal’daki abartıda,efsunda, yükseklikte,uzaklıkta mı?

islamsızlığı kabul ettirmenin mümkün olmadığı sonucundan yola çıkarak ve işlerine gelerek, ara sıra kendi ruhlarının da tatmini için, öyle ya da böyle ulaşabildikleri son nokta, islam başlığını kullanarak mesnedsiz, uydurdukları şeyleri halka kabullendirmeye çalışmak. sonuç olarak ortaya çıkan şey ucube bir kargaşa.

ramazan’ın ruhunu evlerimize getirmeye kararlı rezil gazeteler, isimler, şöhretli ve haşmetli hocalar. alt tarafa tasavvuf müziğinden duygusal bir çeşit kesip yapıştırıp, üst tarafa ruh doyumu kuponlar, yüz sürümü ibadetler. türk medyasını, televizyonunu, gazetelerini cümlesini özellikle ramazanda bloke etse biri. mesela bir de susmayı deneseler etrafa sevgi saçtıklarını düşünen hocalar.

sevgilisiyle aynı evi paylaşan kadının kadınlara tavsiyeleri yan köşesi “abdest alırken okunacak duaların faziletleri” yazı dizisi.

ramazan olunca çıtını çıkarmasa kimse, hiç kimse.

bıraksalar da halkı, ramazan’la dirilse.

müslüman ya da ehl-i kitap değil, her insanın omurgalı yaratılmış olması ve belki de ucuz kavgalarda kullanıla kullanıla kuvvetli bir mana ifade etmese de, omurga ya da bel kemiğinin mecâzen izzet, haysiyet, onur, şeref ya da tüm bunları içine alan “adam olmak” gibi kavramlara atfolunmasının nedenlerini düşünmek, işe yarayabilir.

1 Yorum+ Yorum Ekle

  • tşk.ler buşra hanım, üzerine miskinlik örtülmüş ruhumu bir nebze uyandırdığı için, gerçi her ne kadar ustaca hazırlanmış cümlelerini anlamakta güçlük çeksemde yazınız gerçekten müthiş. Tekrar tebrik ediyorum.

Yorum bırak