Eyl
26
2010

Nur Vergin, Gözü Arkada Gitmeyecekmiş!

Beyaz Türk Nur Vergin’in referandumdan sonra görüşlerine sıkça başvuruluyor, neredeyse çıkmadığı kanal yok. Her açtığımda televizyonu, farklı günlerde onu görüyorum. Siyaset sosyoloğu diyorlar. Her şeyin başına da geliyor şu sosyolog!
Siyaset sosyoloğu Nur Vergin, referandum sonuçlarını analiz ederken yüzde kırk ikinin tedirgin olduğundan, artık olan biten her şeyde onlardan görüş alınmayacağından, kısaca mutlu azınlığın iktidar alanlarının kayıp gittiğini belirtiyor. Ona göre bu değişim AKP gelmeden önce de başlamış. Sermaye de keza.
Bugüne kadar sırtını devlete dayamış olan Beyaz Türk sermayesinin yerini, büyük bir müjde verir gibi, artık o çok liberallerinin özlemini çektiği bir ‘burjuva devrimi’ ile Anadolu sermayesi alıyor. Bunun kendisini çok sevindirdiğini söylüyor, gözüm arkada olmayacak diyor. Tophanede yaşanan olayları da buna bağlayan Vergin, konunun laik düzlemden tartışılmayacağını belirtiyor.
İslamcılar ise… Doğrusu İslamcıların bunu görmemesi düşünülemez. Yaşanan sosyal değişimin seküler bir hayata yelken açtığı ve parayla tanışan müslümanların hızla iktidarın çevresinde mevzilendiği su götürmez. Referandumda İslamcılar çok yükseklerden düşen birinin suyun yüzeyine çakılır gibi çakıldığı ortadadır. Kazanan liberalizm ise daha neyi konuşuyoruz? Dilaver Demirağ’ın demiş olduğu gibi: “…Ancak 28 Şubat sonrası İslamcılık yerini AKP’de temsil olunan sağcı din tasavvuruna bırakmaya başladı. Refah’la başlayan iktidar süreci ve İslamcıların para ile tanışması, zenginleşmeye başlamaları, onları giderek siyasal eleştiri yapan, düzen karşıtı ve muhalif bir alternatif olmaktan çıkarıp mevcut düzene eklemlenen bir şeye dönüştürmeye başladı. Liberal (olmayan) ve muhafazakârlaşmamış İslamcılar nerede ise nesli tükenmekte olan bir canlı türü gibi özenle korunması gereken bir şey haline geldi. Bu da İslamcılığı ütopyası olan, idealleri ekseninde bir siyasal gelecek tasavvuru da içeren bir özne değil de aşırı gerçekçi, mevcut olana odaklanan ve bu nedenle de iktidar kavgasına girişen, iktidar olma seçeneği çoğaldıkça da karşıtına dönüşen, siyasal olarak patronaj dediğimiz daha çok feodal dönemde gördüğümüz birilerinin hamiliğinde birilerine ipotek koyan bir ekonomik rant paylaşımına odaklanan bir yapılanma haline dönüşmeye başladı. Oysa İslamcılık 28 Şubat öncesi medeniyet tasavvuru içeren bir hareket olması nedeni ile toplumsal dünyada olup biten her olguya duyarlı ve buna dair bir şeyler söyleme gereği duyan, kendi ideolojik dağarcığından birtakım alternatifler öneren bir şeydi…”

Henüz yorum yapılmamış+ Yorum Ekle

  • bu sosyolog, dilaver demirağ'a, sırf saçmaladığı ve işine yarar kurusıkı sunduğu için referans veriyor. çünkü demirağ'ın söyledikleri hayal ürünü ve hiçbir gerçekliğe tekabul etmediğinden tekamülü de mümkün değil. islamcıları görmek istedikleri şekil ne kadar garip. neden kendileri islamcıların ütopyalrından boşalan yeri doldurmuyorlar?

    az kaldı. böyle salvolarla siyasetçilik, sosyologluk ve yazarlık yapmanın sonu yaklaşıyor. nasılsa kimsenin birşey anlamadığı yerde kendimizinde ikinci defa baktığında anlayamayacağı cümleler kurmanın mistifikasyonunu düşünebiliyormusunuz?

Yorum bırak