Eki
8
2011

MEB’in son KHK’sı, Rekabetçi Faşizm ve Adorno

“Aracı mesleklerin ekonomik temelleri yok olurken, milyonlarca insanın özel yaşamı da acentelerin ve aracıların yaşamına dönüşüyor; tüm özel alan, ortada bağlanacak hiçbir iş olmadığı halde, her bakımdan ticari faaliyeti andıran bir sürecin içine çekiliyor. İşsizinden memuruna, yatırımlarını temsil ettiği kişilerin her an gazabına hedef olabilecek kamu görevlisine kadar, bütün bu tedirgin insanlar, her yerde hâzır ve nâzır olduğunu sandıkları yürütme gücüne ancak duygudaşlıkla, gayretkeşlikle, işe yarayarak ve bezirganca davranarak yaranabileceklerine inanıyorlar.”

(Theodor W. Adorno, Minima Moralia-Sakatlanmış Yaşamdan Yansımalar, Metis Yayınları, 6. Basım, 2009, s. 25)

Özel alan diye bir şey kalmadı, her türlü mahremiyet ticari süreçlere açıldı. Fikret Başkaya’nın dediği gibi cumhuriyet tarihinin en çılgın neoliberal politikalarını uygulayan mevcut hükümet bu sürecin en büyük icracısı.

Milli Eğitim Bakanlığının son KHK’sı değişik saiklerle farklı çevrelerde heyecan yaratsa da hakikatle buluşmayı sağlayacak aşkın boyutuyla değerlendirilesi eğitim sürecini toptan ticarileştirdiğini ilan etti. Bunu bir de Müslüman geçmişleriyle yapıyor olmaları ayrı bir trajedidir elbette.

Hayatta ticarileştirilmemiş bir alan bırakmadılar. Şimdi de öğretmenlerin çalıştıkları bölgede sekiz yılı doldurmaları durumunda rotasyonlarını öngören bir düzenleme gündemde.

Yerleşik hayata geçmiş insanları yerlerinden söküp atacaklar. Tamamen piyasa koşullarını uygulamak istedikleri, bunu idareci, bürokrat mevkiindeki kişilerden başlatarak gösterdiler. Sadece sermayeye iş üretecek, ses çıkarmayacak bir çalışan profiline odaklanıyorlar. Yersiz yurtsuz emekçilerin olduğu bir çalışma sahasında elbette muhalefet örgütlemek de zor olacak, çalışanlar oradan oraya savrulacak.

Faşizm, yeni usulleriyle hortlatılıyor. İlişki biçimleri parçalanmış kamu çalışanları gittikleri şehirlerde göçebe halleriyle hangi sendikal ya da diğer sivil muhalefet biçimlerini geliştirebilecekler?

Egemen iradenin asker, polis, hakim, savcı gibi halktan yalıttığı kişilere yaptığının aynısını öğretmenlere yapmaktaki amacı başka türlü yorumlanabilir mi?

Kendilerine kul, toplumsal dayanakları olmayan makineler, üretim bantlarında çalışan robotlar istiyorlar.

Liberalizmin sermayenin saldırılarına karşı korumasız bırakarak insanı yok eden özgürlükçülüğünün bitip tahakküm zirvesindeki faşizminin ilanı: en doğruyu onlar bilir.

İyi üreten ve iyi tüketen bireyler, bu doğrultuda politikalar, en nihayetinde rekabetçi serbest piyasacılık… Altta kalanın canı çıksın. Verem olmak üretimi düşürür. O kadar işte…

Neoliberalizm sosyal devleti doğmadan öldürdü.

Çalışanların özel hayatı mı olurmuş, sabah sekiz akşam beş mesaisine başlayın da öyle boş zamanlarda okuyup patronların başına dertler açmayın.

Dışarda o kadar da işsiz varken bir de dikleniyor musunuz!

 

 

5 Yorumlar+ Yorum Ekle

  • niye böyle bakıyorsun sayın özgürsahne..tebdili mekanda hayır vardır. uzun zaman aynı yerde çalışmak bazen mafyatik davranışlara neden olur. her yerde neoliberalizm ve faşizm görmek doğru değil sanırım.adorno üstadı geç keşfin neticeleri bunlar.

  • geç ya da erken, hakikat adorno’nun tekelinde değildir. kimi kimilerini erken keşfederken kimi de başka hakikatleri hiçbir zaman fark edemeyebilir. insanlık için sıradan bir durum.

    ancak örgütsüzleştirme, örgütsüzleştirerek köleleştirmeyi amaçlayan kamu çalışanlarına rotasyon niyetine tebdil-i mekanda hayır vardır diye yaklaşmak da tam bir dumur durumu yani. söylenecek bir söz bırakmıyor insana. adorno gibi üstadları erken tanıyıp da anlamama hali mi demeli…

    baktığımız her yerde elbette ki faşizm var, neoliberalizm var, Allah aşkına başka bir şey varsa lütfen gösterin de şöyle bir gevşeyip rahatımıza bakalım. 12 saatlik asgari ücret çalıştırması var, kürecik’te NATO radarı var, Libya’da NATO operasyonu var, MEB’in khk’sı var, bir yazarı fazlasıyla endişelendirmesi gereken küersel ekonominin rekabetçi karakterine uygun öğrenci yetiştirilmesini amaçlayan eğitim bakanlığı misyonu var…

    erken keşiflerimizden atasoy müftüoğlu üstadın iktibas’ta, vuslat’ta yazdıklarına bakılabilirse kanaatimizin yersiz olduğu görülmez.

  • E güzel kardeşim burası dünya imtihan yeri. hep şeytan var diye diye imtihan geçilmez di mi ama…

  • biz de şeytan taşlayalım diyoruz said hocam kötü mü :)

  • Hem taşlayan muhalif dil tıpkı adorno ve avanesinde olduğu gibi bir şey kazandırır mı ondan endişeliyim …

Yorum bırak