Nis
8
2012

Harekete geçmek lazım

 

Bu gün bir pazar, bir derken herhangi bir anlamında…

sıradan bir gün ise hiç değil!

bu şehri tehlikeli kılan arkadaşlarla masa başı toplantısı yapıyorken; bir yandan da alnından dökülen terleri sile sile sırtında taşıdığı yüklerden kuracağımız bir “medeniyet” için koşuşturan bu arkadaşların hepsi “bizden”.

ben biliyorum bu küçük şehirden dirilişi yakalayıp sonsuzluğa uzanacağız biz!? bir nefes almak için oturduğumuzda, dudak ısırarak izleyeceğiz bu güzellikleri!? ben biliyorum biz Allah’ın yardımıyla üstün geleceğiz!

ne yani büyük mü konuşuyorum? olmadı mı? Gençliğime mi verdiniz? Siz de mi bu yola bu dileklerle çıkmıştınız! Toy muyuz biz! Ohoo mu!

ne derseniz deyin!

Umutsuzluğunuzu tecrübenize bulayıp pazarlayamayacaksınız bize!

bayım ben sol cebinin içerisinde çocuklara verilmek üzere saklanmış, minik minik şekerler taşıyan kocaman kocaman gençler tanıyorum!? ve inanıyorum ki onların ellerinden sonsuzluğa doğru başlayan bu hareket yankısını ve yolunu bulacak!?

Her kesimden, bir çok kişinin devlet kadrolarına yerleşip de “azıcık aşım ağrısız başım “anlayışını güttüğü bu dönem de, çocuklar için, elinin tersiyle üç kuruşluk dünya menfaatin iten; kolay yola kolayca boyun eğmeyen kolay lokma olmayacak! adamlar tanıyorum!? ne haber…

Ne derseniz deyin!?

Yayın evlerini arıyor, hareketimiz için açtığımız eve kitaplar arıyor, dev bir kütüphane hayalleriyle yatıp kalkıyorduk.. ikinci elcileri dolaşiyor, eşyaları ucuza tamamlamak için yarışıyorduk.. çocuklara ulaşmaya çalışıyorduk… sivildik…itaatsizdik…fakir aileler için projeler düşünüyorduk, en çok da çocuklar için…saatlerce tartışıyorduk… bir kişi dahi önemliydi bizim için, evet sadece bir kişi!? “bir çoklarının” es geçip yanlızlığa terkettiği bir kişi!

Kontrollü bilginin dışına çıkmış, üniversitesiz, kitaplara gömülmüş esrarengiz güzel bayanlar tanıyorum!

Gençtik. seçtiğimiz koltuklar turuncuydu…kahvelerimizdi eve aldığımız ilk erzak… oyun odasında bilyelerimiz vardı… uçurtma günleri düzenlemenin hayalini kuruyorduk. Ev için yardıma gelenler gün be gün artıyordu…bahar yakındı…herkesin bir kupa bardağı olması gerektiğini düşünüyorduk.

Ne derseniz deyin!?

Yol da yürürken kulağını açık bir musluğun cılız sesine verebilecek kadar hassas israf anlayışına sahip insanlardı bunlar azizim! Yere bakıp yoldan taş kaldıran cinslerden yani, yere bakıp yürek yakanlardan değil!

Olsun varsın inanmasın büyük büyük adamlar… varsın ağızlarını her açtıklarında kendilerini anlatmaya başlasınlar.. varsın kimse duymasın, bizim içimiz kıpır kıpır, bizim heyecanımız diz boyu..

Bu güz her hangi bir Pazar. evde yapılması gerekli işlerin başında, temizlik geliyor hadi kızlar iş başına!!ne demiş beckett “yenil, bir daha yenil, daha iyi yenil.” herkese iyi yenilgiler, kolay gele..

“abla ne alakası var şimdi”

hadi kızlar hadi çalışın çalışın…

Son olarak, pazar günlerini efsunlu kılan; acaip adamların acaip işleridir, biline!

tuba kaplan

Yazar Hakkında: Tuba Kaplan

1 Yorum+ Yorum Ekle

  • ceplerinde minik minik şeker taşıyan tanışmadığımız gençler var mı çok merak ediyorum tuba. yaşlı amcalara teyzelere özgü bir şey daha çok,her şeyi görüp geçirip basit şeylere dönme hali gibi,,buruşuk elleriyle ağır ağır bir tane çıkarırlar. varsa genç olup,inanıyorum ben onlara da. minik minik çikolata da olabilir.jelibon da olur. çocukluğumuzun şekerli sakızlarını taşıyorum ben bu ara,toptancı bir abinin dükkanını keşfettim gördüm geçen bir kutu aldım,bizim çocuklara da dağıttım balon şişirme oynadık,balonu en uzun süre patlamayana kaptırdım koca kutuyu.

Yorum bırak