Ağu
10
2010

Görüntü Kültürüne Karşı

Derya Vural, “Anlaşılmaz Bir Tür Durak”
Birçok alanda olduğu gibi, hayatımızın bütününü kuşatan, zihnin çalışma biçimini, algılayışımızı belirleyen görsellik karşısında da İslamcıların takındığı karşıt tavırlar söz konusu. Görselliği önemsemeyenler: çoğunluğu oluşturan grup. Ne gündelik yaşamdaki somut örnekleri ne de olayın felsefî boyutunu “görmeyen”; başarılı tasarımlardan, iyi karelerden, kaliteli reklamlardan estetize olan kesim. Görselliği içselleştirenler: tasarım furyasına kendini kaptıran, photoshop, after effects kullanan, BSV’de yahut varyantlarında sinema atölyesine katılan, görsel tahakkümün sıkıntılı taraflarının farkında bile olmayanlar.
Görsellik karşıtları: her türlü görsel sanata karşı çıkan, göze hitap etmenin şeytanî bir tarafı olduğunu iddia eden ve (özellikle Aydınlanma karşıtı isimlerden beslenerek) bu iddianın altını doldurmaya çalışanlar.
Eskiyeni dergisinin “Görsellik ya da Görüntü Kültürü” sayısında yer alan “Gösteri Toplumunda Ahlakî Müphemlik” başlıklı yazısında Kenan Çağan, günümüzün görselliğe dayalı yaşam biçimini sorguluyor, her gün üzerimize boşaltılan yığınla görsel imgeden ve bu durumun toplumsal hayatta tekabül ettiği ahlakî değişimden söz ediyordu. Hal Niedzviecki de Dikizleme Günlüğü‘nde önce televizyon ve son olarak internet üzerinden insanların hayatlarını teşhir etmek üzere nasıl yarıştıklarını ve yavaş yavaş mahremiyet algısının nasıl değiştiğini Amerika’da yaşanan bir takım olaylar üzerinden somutluyor. Kimse kimseyi gözden kaçırmıyor artık. “Ölüm”leri “hayat” olarak da okuyabiliriz:
bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için.
(İsmet Özel, “Üç Firenk Havası”)
Göz nesneleştiricidir. Başörtüsü bundan dolayı kozmetiği karşısına al/malıd/ır, özneleşmektir çünkü eylemin amacı. Terzi somut bir şeye bakar, elbise insan içindir çünkü, terzi hayatı görür. Hayatı nesneler üzerinden materyalist bir okumaya tâbi tutmaya alışıyoruz görüntü toplumu ile birlikte. Hayata fotoğrafçı gibi bakarsanız, hayata değil başka bir şeye bakarsınız, soğuk/yapay bir şeye. Facebook’la birlikte girilmeyen ev, Google Earth’le görünmeyen köy kalmadı, şiirin kılavuzluğu da para etmiyor işte. İşin teorik tarafını bir yana bırakmalı, şiir konusunda teorik konuşmak oldukça kasıntı olmayı ve bir dizi anlaşılmaz laf etmeyi gerektiriyor çünkü, görsel şiir bu kuşatma karşısında bir direnişi işaretlemeli diye düşünüyoruz. Madem görüntü çağındayız o zaman alın size “görsel şiir” şeklinde sıkıntılı bir sunuş yerine; poetikhars.com‘da yer yer güzel örneklerine rastlayabileceğimiz üzere resmî evrakı yapıbozumuna uğratan, görselin ciddiyetini alaya alan, görüntüyü fetişleştiren modern insanı sarsacak bir söylemi içeren bir çıkış yapmalı görsel şiir. Türkiye’de görsel şiir denilince akla gelen ilk isim Serkan Işın. Görsel şiir çalışmalarının yanı sıra işin teorik kısmıyla da ilgilenmekte. Derya Vural da bu alanda öne çıkan bir görsel-şair. Bu iş Türkiye ortamında deneysel bir uğraş olmaktan öteye geçemeyecek belki; kitleselleşmeyecek, bilinmeyecek, görülmeyecek ama görsel karşıtlığı/seviciliği karşısında farklı bir duruş imkânını sağlayabilir ve bu az bir şey değil.

Related Posts

Yazar Hakkında:

1 Yorum+ Yorum Ekle

  • görselliğin modern dönemde yaygınleştığı, kurumlaştığı doğru ama bütün çağlar boyunca görsellik kendi imkan alanlarına paralel bir değere sahip olmuştur.
    bence olumlu görsellik de vardır ve imtihan bilinç ve süreci dolayımında olumlu ve olumsuz görsellik var olmaya devam edecektir.
    olumlu olanı da görselliğe dönük toptancı yargılara mahkum etmemek icap eder diye düşünüyorum naçizane…

Yorum bırak