Haz
28
2012

Doğu, Kadın ve Hegemonyanın Kuruluş Biçimi Üzerine Birkaç Cümle

Erkeklerin, kadınların his ve sezgi duygularının güçlü olduğu şeklinde karşı taraf için görece gurur okşayıcı ve sus payı işlevselliği gören söylemlerinin altında; zeka, güç, akl-ı selim ve mantığı kendi tekellerine alma gibi pragmatik ve politik bir amaç kendisini ele veriyor. (Bu tespitle farklı fıtratların çeşitliliğindeki uygunluğu ve bütünlüğü reddetme şeklinde sosyal gerçeklikte de kozmolojide de tutunamayacak afaki ve eşitlik adı altında yapılan eşleştirme ve aynılaştırmaları kasdetmiyorum elbette. Eşitlik kavramının hakikatine de leke sürmek olur bu.) Modernizmin değmediği çağlarda bu tür manivelalara gerek duyulmuyordu. Post modern söylemlerin etkisiyle ve feminen söylemlere bir savunu mahiyetinde bu tarz yatıştırıcı yöntemler geliştirildi. Bu, Doğu üzerindeki hegemonik söylemlerini kolaylaştırmak ve meşrulaştırmak için daha post-modern bir dilin ardına sığınarak(demokrasi vs.) yumuşakça sömüren Batı’nın, hikmeti ve bazı metafiziksel unsurları Doğu’ya tevdi ederek Doğu’yu susturmayı ve onure eder görünerek akıl, bilim, ilim ve teknoloji unsurlarını kendi sahasına çekme poli-tekasına benziyor. Doğu’dan beklenilen de (dahası dayatılan)sezgisel fıtratıyla yetinen kadın misali hikmet ve sezginin hâlelediği hususi dünyasında, fenomenâl alemin maddi olaylarına karışmaması oluyor.

Yorum bırak