Oca
9
2011

“Dilimizi biliyor musun?”

Bu soru Holywood filmlerinde uzaylılara, yerli kabilelere yahut esir düşen bir Çinli askere yönelen sömürgeci dayatmayı içerir. “Yoksa bizden değil misin?” Hayatlarımızda en çok Kürtçe gerçekliği karşısında karşılaştığımız bir durum bu. Karşındakine hem zorla dil dayatmak, hem de senin dilini şiveli konuştuğu için onunla dalga geçmek. Cemaatin siyasal varlığına yönelik bir tehdit söz konusu olduğunda ortaya koyduğu tepkilerin en hafif ifadeyle doğal olduğu doğru, ama karşılıklı bir tahammülün ikâmesi ve ötekiyle birlikte yaşamayı mümkün kılacak, çoğulcu söylemlerin kimliksizlik dayatmasına boyun eğmeksizin kimliğiyle var olacak ama dayatmacı olmayacak bir anlayışa kavuşmak mümkün.

Hacivat-Karagöz’da bu bir şekilde vardır, farklı etnisiteleri temsil eden tiplerin hepsi komiktir, şiveleriyle, söyledikleriyle, hareketleriyle. Bir nevi toplumsal ihtiyaç olan ötekini alaya alma karşılıklı bir şekilde gerçekleştirilir bu oyunlarda. Okumuş, elit sınıfa mensup Hacivat da, halkın cahil çocuğu olan Karagöz de, diğer etnik unsurlar da gülünç yönleriyle öne çıkarak bu ihtiyacın karşılıklı olarak giderilmesini sağlar –egemenin altındaki unsurlarla kendisini eşitlediği gibi bir iddia taşımayan, halk edebiyatı ders notlarına ait iyimser bir tespit bu. Ama günümüz popüler kültüründe özellikle kültürel tüketimin en yoğun alanı olan görsel medyada bu, ulusal olana dayanan bir kurgu etrafında şekillenen siyasalın gereksindiği gibi tamamen tek yönlü biçimde işleyerek homojen bir ulusun kendisini devamlı olarak yeniden-oluşturmasına hizmet ediyor.

Yazar Hakkında:

Yorum bırak