Oca
29
2011

Yeni Tarihçilik

Şimdiye kadar ders kitaplarında yazılanları ve tören nutuklarını tarih diye sunanlar, gerçek tarihçilerin karşısında çaresiz kaldılar. Yeni bir tarih(çilik) anlayışı doğdu ve yaygınlık kazanıyor. Toplumu da etkiliyor, panik bundandır.

Tarih, kısaca geçmişe ilişkin bilgimiz, günümüzde siyasi/ideolojik pozisyonların desteklenmesi amacıyla kullanılmaya çok uygun bir zemin oluşturuyor. Tarih, günümüzün siyasi/ideolojik tercihlerinin argüman ürettikleri bereketli bir alan vasfını koruyor. Meslek olarak tarihçilikten de bu zemine uygun davranış bekleniyor. Bu, devletçi/milliyetçi tarih anlayışının dayattığı bir yaklaşım. Ama bunun dışına çıkabilmek de mümkün. Daha doğrusu tarihçilik, ancak bu daraltılmış, adeta deli gömleği geçirilmiş çerçevenin dışına çıkılarak yapılabilecek bir iş, bir meslek.
Kimileri, tarihi/geçmişi itinayla temizleme gayreti içinde. Bu operasyon birkaç aşamadan oluşuyor. Öncelikle, geçmişin bugün artık bilinmesi/hatırlanması istenmeyen bazı noktaları tarih sayfalarından tamamen düşü(rülü)yor. Toplum hafızasında yer bulmasına izin verilmek istenmiyor. Hiç araştırılmayan, hiç yazılmayan ve hiç konuşulmayan temaların bu suretle tarihsel geçmiş olmaktan çıka(rıla)bilmesine gayret ediliyor. Bir anlamda üzerinde konuşulmayanın, yaşanmamış olacağına yönelik bir ön kabulden söz etmek mümkün. Eğer kimse sözünü etmiyor ve kimse hatırlamıyorsa, olanın olmamış gibi kabul edile(bi)leceği sanılıyor. Bu bakımdan geçmişin yeniden düzenlenmesinde ilk çaba, olmuşu hiç olmamış gibi göstermekten geçiyor.
Temizlik operasyonunun bir başka aşaması, olmuşun reddedilmesinin imkanı olmadığı durumlarda, olmuşun bilgisinin yalnızca bir kısmını öne çıkarmak ve böylece “gerçek”in sadece bir kısmını, tabiri caiz ise yalnızca “aydınlık yüzü”nü sunmak şeklinde kendisini gösteriyor.
Bir başka boyut da, hiç olmamışı olmuş gibi göstermekten geçiyor. Bu aşamada uyduruk bilgi devreye giriyor. Hepsi birden geçmişin yeniden yaratılması/yazılması operasyonunu oluşturuyor. Bu süreç, aynı zamanda ve birlikte gerçekleştirilerek, “geçmişin itinayla temizlenmesi”ne hizmet ediyor. Tarihçilerin de “devletin hizmetinde ve gözetimi”nde bu sürecin “hizmetkârlar”ı olması talep ediliyor.
Resmi tarih anlayışı ve onun değişik versiyonlarından tırtıklanmış kötü kopyaları, ortak bir noktada, tam da burada açığa çıkıyor: Eğer bu çaba, resmi eğitimin de desteğini almışsa, günlük hayatta hayli başarılı sonuçlar verebilir. Kısa da olsa resmi eğitimden geçerek, geçmişinin bu “itinayla temizlenmiş bilgi”sini edinen toplumun, her defasında bu bilgiyle yetinmesi ve yalnızca bu bilgiyi talep etmesi, bu bilginin dışında bir “gerçek” olduğunu ise, kesinlikle reddetmesi sağlanabilir. Bu operasyonda önemli olan, geniş yığınların bu “temizlenmiş bilgi” zemininde, günün uygun siyasi/ideolojik tavrına kolayca adapte edilebilmesidir. Tarihçinin görevi, geçmişimizi itinayla temizlemeye ve bunu yaparken yalanlarla tarih örmeye kalkanlara karşı tarihimizin anlaşılmasına katkıda bulunmaktır.
CEMİL KOÇAK: Sabancı Üni. (Radikal İki)



Yorum bırak