Ara
8
2011

Tasfiye 36 | Aralık 2011

 

Şiir
Nurettin Durman, “Kalır mı Sandın Ahı Mazlumun”, 2
Ali Emre, “Çakma Şiirler”, 3
Ünsal Ünlü, “Aşılmış Duvarlar”, 4
Mustafa Ökkeş Evren, “Pazar”, “Seferberlik”, 5
Mehmet Sait Çakar, “Sezai Karakoç’un Masalının Kürtçesi”, 5

Öykü
Ahmet Örs, “Üçgen”, 8

Eleştiri, Anı
Ümit Aktaş, “Siyaset Felsefemizi Adalet ve Özgürlük Temelinde Yeniden İnşa Etmeliyiz”, 9
Ahmet Örs, “İslamcılık Tartışmaları Fiili Direnişlerle Birlikte Yapılmalıdır”, 15
Asım Öz, “Neoliberal Ütopya ve Sanatın Metalaşması”, 18
Alain Badiou, “Bankaları Kurtarın!”, 23
Ali Emre, “Ünsal Ünlü Şiirinde İlk Durak: Savaşlar Kararında”, 26
Cemal Şakar, “Bir Tahkiye Olarak Safahat”, 28
Kadrican Mendi, “Türk Sağının Romandaki İzlerinden: Pervaneler”, 32
Hüseyin Etil, “Yitik İnsan Kentli”, 38
Halit Alper Şimşek, “Kerbela Yolculuğunda İsm-i Âzâm -I”, 42
Emrah Tekin, “Kıyı-Köşe”, 46

Yazar Hakkında:

12 Yorumlar+ Yorum Ekle

  • sezai karakoç’un masal adlı şiirinin kürtçeye çevrilmesi çok iyi olmuş.

  • Okumadan yorum yazmak ne kadar tuhaf’!! Ne çeviri ya!
    Mehmet Sait Çakar’ı İsmet Özel hakkındaki yazılarından dolayı Yordam özelinde eleştiren Tasfiye dergisinin Karakoç’la Jitem’i, Türkçülüğü, kontrgerillayı hasılı kara olan ne varsa yan yana getirdiği bu tailamayı yayımlamasını içime sindiremedim. Tasfiye bence Karakoç’tan bizzat helallik dilemelidir. Çakar ise tövbe etmelidir.

  • Güzel bir sayı olmuş.
    Kapağı da içeriği de etkileyici.

    Ayrıca Ali Emre’yi Tasfiye’de görmek bizi sevindiriyor.

  • anlaşılan şu ki muhafazakar islamcılık sözden anlamayacak, eleştirildikçe daha da sağcılaşacak. en ciddi ayrışmaların yol ağzındayız. sezai karakoç’u menakıpla yüceltenler onu okuyup kritik etmeyecekler. dur bakalım daha neler olacak…

  • Ne diyeyim kırmızı görmüş boğa gibi her yerde sağclık gören yorum sahibinin insafsız ve izansız bakışına.ayrışmalar olmuş zaten. ama usulsüz saldırının adını muhafazakar sağcılık koyarken bu şiirimsi şeyde ortaya çıkana ne diyeceğiz. şayet şiiri yazan kişi değilseniz- mesa bunu çağrıştırdı nedense- çok merak ediyorum bu metin hakkında ne düşündüğünüzü.. krizden devrim bekleyerek güzel günlere kavuşulacağı sanısını makrsistler bile terk etti. bir kere bu eleştiri mi şimdi? o zaman niye yordamı eleştirdi tasfiye? menakıpla yüceltme sapkınlığı başka bir şey. önceki yorumumda bu yoktu. hakka davet vardı. yorumlarımızın da hesabını vereceğiz.

  • mesa ben değilim. her yerde sağcılık gördüğüm doğru. özellikle kırmızı beyaz olan renklerde ve suratlarda. türkiye’de en kuvvetli cereyan türk milliyetçiliğidir. sağcıların dışında solcularda ve islamcılarda da çok derin kökleri vardır. çok az insan bundan özgür kalabilir diye düşünüyorum. iç özgürlüğünü sağlayabilmek kolay iş değil. bu yüzden kimseye kızmıyorum.

    bu şiiri birkaç yıl önce yazmaya başladım. sezai karakoç’la kürt maddesine dair yaptığımız bir konuşmanın sonunda yazmaya başladım. daha sonra bıraktım bu şiiri. ta ki kemal burkay kürdistan’a döndüğünde amed’de kendisiyle gazetecilerin kürt meselesini konuşmasına bozulan ve kendine islamcı diyen bir sağcının, ilgili konuşmaya atıfla ‘niçin sezai karakoç’la değil de kemal burkay’la konuşuyorlar?’ demesine kadar bu şiire yeniden bakmadım.

    karakoç, kürt meselesinde berbattır. gerisini severim, öğrencilerime okuturum. sezai karakoç şiiri üzerine birçok yazı yazdım, yazmayı da sürdüreceğim. ama elbette sezai karakoç kürt meselesine duyarsız kalmış biridir. islamcıların bu husustaki duyarsızlığında onun sağcı tutumunun etkisi vardır…

    … diye düşünme hakkımı kim, hangi maskeli yorumcu arkadaşımız elimden alabilir ki?

    vesselam…

  • Zanla hareket ettim. Öncelikle mehmet saitten sonra mesadan özür dilerim. Sen her yerde sağcılık görürsen birileri de her yerde kürtçülük görür ve bu uzar gider..İç özgürlüğü imiş. Her özgürlük bir bağlanmadır bunu bilmen lazım. Bahsettiğin meselede haklı olman yani Burkay’la konuşulması konusunda seni bir başka haksızlığa sürüklememeliydi. Metinden anladığım bu benim. Elbette ana meselesi bu değil ondan. Türkiye merkezlilik konusunda da berbattır. Ama bu bize dönemi yani altmışlı yıllarda oluşan zihin dünyasını anlayarak hakkını- ki sen de bu kanıdasın- teslim etmemize engel olmamalı. İslamcıların duyarsızlığı mı? Bir kere o yıllarda mesele hiçte senin ughünkü baktığın gibi ele alınmıyor. Dönemin yazıları dergilei bunu kanıtlar. Karakoç’tan niye bu konuda etkilensin ki İslamcılar? Bu çok basit bir akıl yürütme.. Düşünme hakkını Allah vermiş ben niye alayım ki? Ama küfretme hakkı denilen şeye karşı duruşumu belirtmek isterim.

  • Yorumcular şiiri iyi okumamışlar bence. tövbelik bir şey göremedim. Hem, eleştirilemez mi -hatta yerden yere vurulamaz mı- Karakoç’un Kürt meselesine bigâne oluşu?

  • ben şiiri okuduğum da çok beğendim. dergideki en iyi şiirdi .

  • yeniden okumalarımda şunu gördümki, şiirde sezai karakoç’la m. şevket eyginin birlikte anılıyor oluşu izaha muhtaç kalmış bir durum.hiçbir zaman yan yana gelemeyecek iki insan..

  • şiir mi?
    m. sait çakar’ın yazdığı bu metin şiir mi oluyor şimdi?

    • sorunun kendisi de tam burada değil mi arkadaşlar, Sezai Karakoç çok güzel masallar yazdı belki ama bu masallari sadece ‘Reyhan’lar ‘Said Ramazan’lar anladi. Sezai Bey’in eleştirisini de ‘Fatma Bozyel’ ‘Huseyin Alan’ gibi az kişi takdir etti. işin trajik kısmı ise, ben de bu masali ancak Sait Çakar,
      ”Ji xelkê re pispor e; ji xwe re kor e!” dediği zaman anladim.

Yorum bırak