Nis
9
2012

Suç ve Ceza’nın filmi, Vavien

İlk baktığımda isminin anlamını merak etmiştim. O yüzden ordan başlayalım. Vavien bir elektrik teriminden mülhem. Gidip geri gelen bir anlamı varmış. Elektrik tesisatlarında ise genelde dublex triplex gibi evlere giden bir tekniktir. Merdivenden yatak odasına çıkıyorsunuz, aşağıdan açtığınız lambayı, yukarı çıktıktan sonrada kapatmaya yarıyor. Siz bir anahtarı kapatsanızda diğer anahtardan lambayı yine söndürebiliyorsunuz. Filmi izlerken basit elektrik devresinin elemanlarını düşünerek böyle bir bağlantının nasıl yapılabileceğini bende düşündüm durdum.

Filmin ilgimi çeken diğer yanı Tokat’ın Erbaa ilçesinde geçiyor olması. Senaryo Avrupa Yakası’ndan sürekli Tokat muhabbeti yapan ve ayrıca kendisi de Tokatlı olan Engin Günaydın’a ait. Film tamamen kendi doğal çevresinde ve ailesinin evinde çekilmiş.

Film bir cinayet üzerine kurgulanmış. Celal bir elektrik dükkanında çalışmaktadır. İşleri iyi gitmemektedir. Filmin ilk açılış sahnesi otomatik kapının denenmesi. Bunun bir anlamı yok gibi ama bağlamını görünce filmi izlerseniz şaşıracaksınız. Bu kapı bir cinayet planının parçası. Filmin kurgusu bu anlamda çok iyi. Her şey birbirine çok zekice bağlanmış. Vavien gibi.

Karısı ise (Binnur Kaya, Türk Malı dizisinde Türk Dil Kurum’unu çıldırtan kadın) tüm bu yolunda gitmeyen işlerin içinde kocasından habersiz babasından gelen paraları biriktirip saklamaktadır. Kocasını sevmekte. Biraz safça-bazen izleyici de deli olabilir- ama samimi olarak kocasına bağlı bir kadın. Biriktirdiği paraları neden haber etmemekte orası biraz kapalı. Belki o çok kötü felaket anları içindir diyip söylememiştir diyorsunuz ama bu kocasının kendisi için bir cinayet planladığı gerçeğini değiştirmiyor.

Kocasının evet o paradan haberi var hatta arada ‘yürütüyor da’. Adam ne yapsın, kendisinin de söylediği gibi üç kuruş kazanmak için ‘… yırtalım, sen kalk paraları sakla (gibi)’. Sonra işte biz bunu anlayana kadar meğer cinayet planı baştan beridir işliyormuş.

Oğullarına değinelim biraz. Ergen bir çocukları var. Çocuğun bütün hareketlerini yapıp ettiklerini anne babasında görebilirsiniz. Babası karısının sakladığı paralardan haberi var, oğlanında babasının malüm cd’lerinden. Ergen çocuk birde ellerini sürekli yıkamak zorundadır. Celal kendi pisliğini unutup oğluna sürekli ellerini yıkadın mı diye bağırıyor.

Sürekli sarmalara takmış vekil var ki Sevilay’la sarmaları için arkadaşlık kurmuş gibidir. Bütün sorunlarından daha önemli sanki. Filmin latent kalmış yönlerinden biri bu. Kadının bir kadına bu kadar sarma sardırmasının anlamını düşünmek lazım. Filmde odaklanılacak diğer şeylerden bu gözden kaçıyor. Değinmiş olayım. O kadın tiksinti yaratıyor. Ama Raskolnikof’umuz başka bir iş peşinde.

Kapı olayından önce cinayet provasına değinmek lazım biraz da. Cinayetin provası içi taşlarla doldurulmuş bir çuvalla yapılıyor. Çuvalın ağzı kabloyla bağlanmış. Bu kablo upuzun bir elektrik kablosudur. Karısını kurtaracak olması ise vavienden yirmi yıldır anlamayan Celal’i şaşırtacaktır. Kapı ise Sevilay’ı uçuruma, ölüme götürecek olan, son kapıdır. Öyle tasarlanmıştır. Filmin en başına gidersek kapının hızlı ve pürüzsüz olmasını istiyor Celal. Yani tek bir tekleme olmayacak. Bir uçurumun kenarında giderken hızlıca açılıp kapıya yaslanmış olan karısı Sevilay’ı kolaylıkla terayağından kıl çeker gibi onu aşağıya yuvarlayacaktır. Bunun için makale yazmıyor Celal.

Bir gün sabah uyanır Celal. Sevinç içinde bugün pikniğe gidelim diye bağırıyor. Herkes gelsin diyor(kardeşinin aileside). Kalabalık yaratmak maksadı. Karısı kapı eşiğinde otursun ki ölümü daha hızlı olsun. Ancak piknik için çok iyi bir gün seçilmemiştir ama cinayet için çok iyi bir gündür Celal için. Cinayet provasının cinayete dönüşeceği vakit ise piknik dönüşüdür. Piknik görüntülerinde yine işleri yapan kadınlar. Getir götür sofrayı kur ateşi yak derken ‘Kusursuz Piknik’ metaforu geliyor aklımıza. Yemek yerkene hava zaten bozuktu birden kendini boşaltıyor yağmur. Yeniden arabaya eşya taşıyan kadın görüntüsü. Taşra böyle midir, her şeyi kadın mı yapar düşünüyorsunuz bir yandan ama yeri burası değil. Arabaya herkes bindikten sonra en son kalan Sevilay’da biniyor. Sonra o uçuruma geliniyor yavaş yavaş. Havanın en çok bozduğu anlardan bir anda araç birden sarsılıyor ve otomatik kapı açılıyor ve Sevilay uçurumdan aşağı yuvarlanıyor. Celal’in yazabileceği makaleleri düşündüm ben. ‘Kusursuz’ bir cinayet planladı ama vavien başka bir yerden kapatıldı.

Karısı ölmüştür.

Celal Raskolnikof gibi değildir. Cinayet onu rahatsız etmemektedir. Cinayete dair sorgulamalar onu elbette tedirgin ediyor ama bunu yapmış olmasının getirdiği bir ahlaki bunalım yok. Raskolnikof cinayeti işlemeden önce ergüman sahibiydi. Daha sonra ise cinayet meselesi onu fazlasıyla ahatsız etmekte ve kendisini ele veren sürece kadar gitmekte bu ‘ceza’. Olay şu: Suçu işlediği an, ceza başlıyor. Raskolnikof suçtan sonra hep tedirgindir.

Sevilay’ın aslında geri geleeğini seziyorsunuz. Belkide Türk Malı’ndan Abiye Kuzu’nun üzerine yapışan bir şey bu. O kadın işinin hakkını iyi vermiş. Olabileceklere dair fikir yürütmenize yol açıyor. Sevilay öldüğünden beri-vavien’in anlamını sonra öğrendim- geri dönecek dedim hep. Ve döndü. Dönerken bile tereddüt yarattı gerçi, çünkü rüyadaymış gibi görkemli bir şekilde dönüyor. Bir ölünün geri dönebileceği şekilde dönmüş. Sonra dönüş hikayesini dinleyince Celal’in bundaki katkısını öğreniyorsunuz. Vavien bir başka yerden kapatıldı demiştim. Bunu vavienden anlamayan Celal kapattı tabi ki. Ölüm planını yaparken mesleki araçlarını kullandığından her şey birbirine uyumlu hale geliyor. Çuvalın ağzını bağlamak için kulllandığı kabloydu karısının kurtulmasına yarayan. Çünkü o kabloyla aynı yere yuvarlanıyor Sevilay. Ve o kabloyu izleyen yaşlı bir adam ucunda Sevilay’ı buluyor.

Film bir çok muadili gibi Suç ve Ceza anıştırmasıyla dolu. Bunu bilinçli yapmamışlar ama. Film izlenmeli. Ufak tefek hayatlar içinde taşrada gelişen cinayet provasını ve sonrasını anlatıyor.

Yazar Hakkında: Alaattin Uras

Yorum bırak