Eyl
2
2011

Fesleğen Sokağının Ölümü’nden | Cihan Aktaş

Patronum, Nuran’ın uzaktan akrabası, hem de Fesleğen Sokağı’nda oturuyor. Bir yığın cemiyetin üyesi, çeşitli kokteyllerin önemli iş toplantılarının gediklisi sayılır, ismi çok geçer gazetelerde. Sağcı hükümet partisini destekliyor, faizli ekonomiyi savunuyormuş artık. Başka türlüsü mümkün değilmiş çünkü. Saf  Müslümanlar milyarlarca lira tutarında faizi haram diye bankalara terk ediyorlarmış, bu yüzden de yoksulluktan kurtulamıyorlarmış. Biz gençler hem baba parası yiyor hem babalarımızı beğen mi yormuşuz, hayal içinde yüzüyormuşuz. İki ayet hadis ezberledik mi de kendimizi allame-i cihan sanıyormuşuz. O da geçmiş bizim geçtiğimiz yoldan, biz yaşlarda atıp tutmak kolaymış. Ama, onların zamanında gençlik saygı edep bilirmiş. Saygısız, ne dediğini bilmeyen bir kuşakmışız. İslâm’dan söz ederken anarşist gibi, yaşadığımız toplumun şartlarını hesap etmeden konuşuyormuşuz. Elbette biliyormuş İslâm’ın evrensel olduğunu, bütün Müslümanların kardeş olduğunu. Bizim gittiğimiz yollardan o çoktan dönüyormuş. Türkiye’nin şartları çok çok farklı, dünya Müslümanlarına da Müslümanlığa da ne yapacaksa Türkler yapacak, her şeyin hesabı kitabı var, kazandıklarımız elden gitmemeli, diyor. Bizler her şeyi ucuzlatmışız. Onların zamanında herkes ağzına geldiği gibi konuşmazmış, büyüğe saygı gösterilirmiş, birlik beraberlik ruhu varmış. Komünizmi telin mitinglerinde yüz binleri topluyorlarmış meydanlara.

2 Yorumlar+ Yorum Ekle

  • edebiyatta sosyal adalet sempozyumumuz için Cihan abladan iyi bir başlangıç : ))

  • üç ihtilal çocuğu, aslında 28 şubat’ta kıyılara vuran dalganın nasıl kabardığını göstermesi açısından gerçekten güzel anlatımlara sahip bir eser. cihan aktaş, içinde yaşadığı islami topluluğun arızi yönlerini hikayeye başarılı bir şekilde taşırken, hülyalar içindeki camianın gerçekliğini de yansıtmıştır kitabında…

    yukarıdaki pasaj ise yıllar sonra çemberin bir tur daha attığını göstermesi açısından gerçekten ibret verici!

Yorum bırak