May
14
2011

Devrimden Sonra… Ne mi Olacak?

Her zaman aynı hatayı yapıyorum. Bilinçli bir tüketici :-) olmama rağmen her seferinde film fragmanlarına kanıyorum. Filmin en ilgi çekici yerlerini makaslayıp bilet satma sevdasına, duygularımızı sömürerek yutturuyorlar bize film dedikleri herzeyi. Mesela Hollywood yapımı Son Samuray filminin fragmanında erotizme kaçan şeyleri görünce bu filmden bir cacık olmaz dedim. Tabii bu fragmanın alıcısı ben olmadığım için filmi de çekinceli olarak arkadaşlarımın ısrarı üzerine izlemiştim. Ancak erotik hiçbir sahne yoktu. Basbayağı adam gibi de filmdi. Tom Cruise’u da hiç sevmem orada bayılmıştım.

Keşke her fragman çelişkim böyle olsa. Aylar öncesinden fragmanları paylaşılan Devrimden Sonra filmiyle ilgili de fragmanı sayesinde büyük beklenti içine girmiştim. Politik sinemayı çok sevdiğim için bir Ken Loach beklemek hayalse de elle tutulur bir şey olacağa benziyordu fragmanda tanıtılan film.

Dün akşam filme gittim. Aylardan beri gark olduğum vuslata ermiştim. Gittiğim salonda biletler de ucuz olunca daha da bir sevindirik oldum açıkçası. Ancak film başladıktan sonra hayal grafiğim devamlı düşerek dehşetli bir hayal kırıklığına dönüştü. Sosyalist olduğunu söyleyen insanlar da fragman aldatmacasına yenilmişti resmen.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki filmin sanatsal hiçbir yanı yok. Kaba bir propaganda filmi. Sinemanın teorisinden falan çok iyi anlamam onu bizim dergide daha ehil arkadaşlar yapıyor ben burnumu sokmam; ama kurgu dediğimiz şeyin zerresi yok. Sanırım 12 adet hikaye anlatılıyor. Birbirinden kopuk anlamsız ve filmin hiçbir yerinde kesişmeyen hikayeler. Filme gitmeden önce künyeye, yapımcısına ideolojik görüşüne hiç bakmadım. Ama filmin daha başlarında bu filmi kesin TKP geleneğinden gelenler yapmıştır dedim. Şimdi Hz. Google’da araştırdığım üzre haklı olduğum ortaya çıktı. Askere selam çakmalar (postal yalayan diyecektim ama hadi onu demeyeyim), 8 tane evi olan sakallı-hacı ev sahibi tiplemeleri ve filmdeki faşist adamların “Allah’a emanet ol” gibi replikleri filmin künyesini hemen ele veren tavırlar.

Hikayelere gelince; TKP geleneğine yakışır şekilde toplum, feci homojen bir toplum. Halkın içindeki insan siluetleri hep aynı. Kırmızı kazak ve de fular fetişizmi hat safhada. Sadece devrimin ideologları değil halk da aynı giyiniyor ne hikmetse. Fonda bile başörtülü falan yok zaten.( Biz de illa buna değineceğiz di mi :-D ) Toplumun hepsi solcu olmuş solcu olmayanlar da sanırım evlerine çekilmiş. Sosyalizm propagandasına gelince halâ 80 öncesi propaganda yöntemleri ve sloganları hakim. Apolitik bir insan bu filme gitse sosyalizmden etkileneceği tek şey sanırım sosyalizmin “faturaların olmadığı sistem” olduğu olacaktır. Filmdeki halka da izleyiciye de sosyalizmin ne olduğu çok iyi anlatılmamış. Filmde bir fabrikada çalışan işçilerin kendi aralarında konuşmalarında “bu fabrika artık sizin, üretenlerin” dendiğinde yaşanan kafa karışıklığı izleyiciye de yansıyor olmalı. Çünkü bu soyut bir söylem ne demek “bu fabrikalar sizin”. “Ulan o zaman ben kendi hissemi satıyorum” demez mi insan? Lider devrimci kadro da gerçek olamayacak kadar mükemmeller. Katil bir faşisti ele geçirip insanüstü davranıyorlar. Tanrısal bir merhamete sahip pos bıyıklı devrimci abilerimiz.

Replikler yapmacık, olaylar sahte, geçişler oldukça sert…. Amma da eleştirdim be hiç mi güzel tarafı yok bu filmin? Tabii ki var tanınmış oyuncularla tıka basa doldurulmuş kadronun oyunculukları çok iyi. Berbat bir senaryoda nasıl iyi oyunculuk yapılır sanki bunun dersi veriliyor sinema-TV öğrencilerine.

Tüm bunlara rağmen ben bu yazının okuyucularını etkilemek istemem. Siz gene herşeye rağmen filme gidin abartıyor muyum yoksa filmde benim göremediğim güzel taraflar var mı bir de siz bakın? Solcusu da İslamcısı da feci şekilde apolitikleşmiş şu dönemde, kötü de olsa politik bir film izlemek yüreğimizi serinletiyor vesselam.

Related Posts

Yazar Hakkında: Enes Malikoğlu

Yorum bırak