Haz
23
2011

Camiye oğulla gitmenin tadı başka! | Cevat Akkanat

Camilerle ünsiyetini Asım Öz’e sorduk. O bize mevcut cami algısıyla olması gereken algıyı somutlaştırarak sundu. Bu arada, ilginç bir ayrıntıyı da bizimle paylaştı: Asım Öz, elinden tutarak bayram namazına götürdüğü oğlunun, camiyi nasıl adlandırdığını açıkladı bizlere…

“Cami algımızı tashih edelim…”

Camiyle aranız nasıl? Camiye devam ediyor musunuz? Hangi camiye, niçin?

Cami ile aramızın nasıl olduğunu konuşmadan önce bugünkü cami algımızı tashih ederek söze başlamanın doğru olacağı kanaatini taşıyorum. Müslümanlar için toplanılan ve Allah’ın hakkıyla anıldığı/anlaşıldığı her yerin cami hüviyetinde olduğunu akılda tutarak fıkhıma, anlayışıma uygun camilere/ toplanma yerlerine devam ettiğimi belirtmek isterim.  Bundan sonraki cevapların da bu hususun akılda tutularak değerlendirilmesi gerekir.

Hangi camide namaz kılmak isterdiniz, niçin?

Zalim ve işbirlikçi sultaların tasallutundan kurtulmuş bir Kâbe’de.  Bunun bir esas bir de esası takip eden önemli bir sebebi var tabii. Esası herkes anlar. Tali sebeplerimden ilkini söyleyeyim sadece: Bir köşesinde Menar Tefsiri’ni, Safahat’ı , Tanrı Buyruğu’nu, sanatı ve modern durumları Metin Önal Mengüşoğlu ve  Abdurrahman Arslan’la kritik etmek için.

“Tegannisiz, sade ezan…”

En güzel ezanı hangi camiden duyuyorsunuz? Bu sizi nasıl etkiliyor?

Mahalle camisinden. Çoğu şeyi ile şatafatlı olan toplumsal ortamda tegannisiz ve sade oluşunu önemli bulduğumu belirtmeliyim.

Salâtı ikame ettiğiniz camilerle ilgili hatıralarınız var mı? Anlatır mısınız?

Okmeydanı Fetihtepe Camisine ilk defa bayramda gitmiştik oğlumla birlikte. Caminin adını  “Bayram camisi” koydu. Bunu herhalde aklı erene kadar tekrarlayacak.

En son bir yazarı (şairi, yahut başka bir kanaat önderini) hangi camide gördünüz?

Pek çok kişiyi bir arada gördüm: Cevat Özkaya, Akif Emre, Burhanettin Can,  Osman Bostan, Abdurrahman Dilipak, Kazım Sağlam, Hasan Ali Yıldırım, Ahmet Mercan, Mustafa Tekin, Celalettin Vatandaş, İsmail Derici ve elbette “imam” Abdülaziz Tantik.

“Camide Hikmet Zeyveli’den ders…”

Cami derslerine katıldınız mı? Katılmak ister misiniz?

Elbette. Hikmet Zeyveli’nin hadis dersleri, Mehmed Kürşad Atalar’ın tefsir dersleri yaptığı cami dersleri olsa ne güzel olur. Allah Resulünden aktarılan rivayetlerin mahiyetini ve İlahi Kelâmı bir usul dairesinde kavramak için.

Camide kitap okumaya ne dersiniz? Hangi eserler camide okunmak için uygundur?

Elbette iyi olur. “Dilimizde tek marş, besmele Kuran’dan başlayalım” diyen şiiri unutmadan kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesine katkı yapacak her eser…

Cami bağlamında özellikle dile getirmek istediğiniz başka hususlar var mı?

İki husus var. İlki “içerden” bir örnek. Yeni kentsel mekânların cami algısının nasıl olduğunu çok iyi biçimde anlatan Hasan Aycın’ın Sayha albümündeki çizginin yeni ilişki biçimlerini görünür kılması bakımından çözümlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

İkincisi de “dışarıdan” bir örnek.  Birikim dergisi Ortadoğu’daki camilerin işlevlerine de değinmiş son sayısında. Laik modernistlerin Mısırlı sekülerlerin camiden çıkıp eyleme katılmalarını anlamlandıramayışlarına işaret eden yazının camilerin sessizliğine alışan toplumsal ve siyasal yaşamımız için bir uyarı olarak algılanmasını temenni ediyorum.  Tabii camilerin özel mekân değil kamusal mekân olarak işlevsel olmasından en çok kimler rahatsız olur, sorusunu da aklımın bir kenarında tutarak.

Cevat Akkanat sordu

Dünyabizim >>

Yorum bırak