Ey dünya!
Bugün sana yasemin kokulu bir ağıt getirdim.
İran’da bir okulun enkazından yükselen
yüz altmış beş ince çığlıkla geldim kapına!
Bir zil çalıyordu sabahın serinliğinde,
defterler açılmıştı bahar gibi.
Tebeşir, tahtaya “umut” yazıyordu.
Saç örgülerinde güneş taşıyan kız çocukları,
geleceği iki yana ayırıp
yol yapıyordu insanlığa.
Sonra bir bomba düştü.
Adını saklamayacağım
Bu, savaşın bombasıydı.
Bu emperyal hırsın,
Bu kirli iktidarın,
Bu çocuklardan korkan zalimlerin bombasıydı.
Ey susanlar!
Bir okulun kalbini hedef almak
hangi kitabın hangi sayfasında meşrudur?
Kim, tebeşir tutan minik ellerden korkar?
İsrail,
bu çocuklar hangi suçtan öldürüldü?
Ve sana omuz veren ABD
Ve işbirlikçileri,
hangi özgürlük teorisi
bir okul sırasını meşru hedef sayar?
Bu kan
yalnızca bombayı atanların değil,
bombayı finanse edenlerin,
bombaya sessiz kalanların da kanıdır.
Çünkü suç
sadece tetiği çekmek değildir;
suç bazen
bakıp susmaktır!
görüp susmaktır!
bilip susmaktır!
Kız çocuğu bir bahardır,
yasemin gibi narin ama
kökleri kadar inatçıdır toprağa.
Onun defteri yalnız matematik değil,
yarının haritasıdır.
Onun saç örgüsü,
zamanın iki yakasını birbirine bağlayan
bir köprüdür.
Ama barbarlık,
çelik kanatlı bir karanlık gibi indi gökten.
Sınıfın duvarları kana bulandı,
harfler yere düştü kırık camlar gibi.
Yüz altmış beş gelecek
bir anda sustu.
Ey dünya!
Toprak bu kadar küçük bedenleri
nasıl taşır şimdi?
Bir annenin avuçlarında
nasıl susar bu kadar bahar?
Ben ağlıyorum, evet.
Çünkü yaseminler yandı.
Çünkü defterler küle döndü.
Çünkü tebeşirin beyazı
barutun yakıcılığına yenildi bir anlığına.
Ama dinleyin ey susanlar!
bir kız çocuğu ölürse
sadece bir beden düşmez toprağa,
bir ülkenin yarını sarsılır
Ve yarını öldüren her bomba
kendi karanlığını büyütür.
Bu ağıt burada bitmeyecek.
Yüz altmış beş isim
göğe yazılmış birer yemin olacak.
Her yasemin yeniden filizlenecek,
her saç örgüsü yeniden örülecek.
Ey emperyalistler!
Çocuklardan mı korkuyorsunuz?
Bir matematik sorusundan mı ürküyorsunuz?
Bir kız çocuğunun özgürlük kelimesini
hecelemesinden mi titriyorsunuz?
Biz, defterleri küle dönenlerin kardeşleri,
tebeşiri yere düşenlerin sesi,
şimdi yemin ediyoruz:
Bombalara inat,
yeniden kuracağız yaşamı.
Zulme inat,
kız çocuklarını bahar gibi büyüteceğiz.
Duy, ey dünya
Bu yas, direnişin ve cihadın başlangıcıdır.
03 Mart 2026 Tuzla











