Sana geliyorum,
gecenin en uzak burcundan kopup gelen
yaralı bir yıldız gibi.
Adını söylemiyorum,
çünkü bazı isimler
dudaklara sığmaz,
ancak dualarda çoğalır.
Sana geliyorum,
galaksileri güzelleştiren sır;
hangisi olduğunu
ben de bilmiyorum artık.
Arkamda bıraktım
reklam panolarına asılmış sahte cennetleri,
ekranlardan vaaz veren
yeni zaman bel’amlarını,
alkışlarla büyütülmüş
cüce firavunları.
Tüm gemileri yaktım.
Geri dönüşü olmayan bir deniz bu.
Ne pusulam kaldı
ne de beni geri çağıracak bir kıyı.
Ben hicreti seçtim.
Çünkü bazı yollar
ayrılıkla değil,
uyanışla başlar,
direnişle sürer.
Şehirlerden geçtim.
Cam kulelerin gölgesinde
ruhlarını kaybetmiş insanlar gördüm.
Yüzlerinde ışık vardı
kalplerinde gece.
Bir çağın yorgun kalabalığıydılar.
Ve ben,
karanlığı aydınlık sanan meydanlardan geçerek
ateşe verilmesi gerekenin
taş binalar değil,
insanın içindeki teslimiyet olduğunu gördüm.
Bu yüzden tutuşturdum
kibirden örülmüş başkentleri,
paranın taht kurduğu sarayları,
vicdanı sürgüne gönderen
soğuk haritaları.
Sonra göğe baktım.
Her yıldız
bir ayet gibi duruyordu yerinde.
Her gezegen
görünmeyen bir emrin etrafında dönüyordu.
Ve ben anladım
özgürlük,
başıboşluk değil;
hakikatin yörüngesine girmek.
Sana geliyorum.
Bir sevgiliye gider gibi,
bir vatana döner gibi,
bir yetimin
annesinin sesini duyması gibi.
Sana geliyorum.
Yollar uzuyor,
karanlık derinleşiyor,
düşmanlar çoğalıyor.
Ne gam içimde
sönmeyen bir güneş taşıyorum.
Çünkü aşk,
yalnızca kalbi yakmaz.
Aşk bazen
tanka kafa tutan yalın ayaklı bir çocuk,
zindanda büyüyen bir dua,
susmayı reddeden bir kelimedir.
Ben o kelimeyi taşıyorum.
Bu yüzden korkmuyorum.
Çünkü sen,
Bir hakikatsin.
Bir çağrı.
Bir yön.
Bir kıble.
Ve ben sana yürürken
aslında kendimden çıkıyor,
korkularımdan arınıyor,
zincirlerimden kurtuluyor,
bütün sahte ilahlardan uzaklaşıyorum.
Şimdi yıldızlar şahit olsun.
Ay şahit olsun.
Yeryüzünün bütün sürgünleri şahit olsun.
Sana duyduğum aşk,
bir direniş bayrağıdır artık.
Direniş
tek bir hakikatin önünde eğilmenin
en güzel adıdır.
Ve ben,
galaksileri yaratan güzelliğe,
aynı özlemle sesleniyorum.
Sana geliyorum.
Gemiler kül oldu.
Kavşaklar geride kaldı.
Bütün yollar tek yola dönüştü.
Aşkà direnişe,
direniş tevhide dönüştü.
Ve ben,
yıldızların arasından geçerek,
özgürlüğün en saf anlamına doğru,
sana geliyorum.
23 Haziran 2026-Darıca












