Halil Toprak: Bu salgınla devletlerin çevrimiçi vatandaşı, şirketlerin çevrimiçi müşterisi olduğumuzu hatırladık

Coronavirüs salgınının derinleştirdiği düşünsel tartışmalar çerçevesinde yürüttüğümüz soruşturmamızın üçüncü bölümünde Eğitim İlke-Sen MYK üyesi, şair Halil Toprak’ın değerlendirmelerini ilginize sunuyoruz.

Sorular: -Coronavirüs salgını tahakküm biçimlerine, otoriterliğe ilişkin tartışmaları körükledi. Dijital imkânların, takip sistemlerinin siyasal geleceğe dâir tesirlerini ele alan aktif bir düşünsel atmosferi soluyoruz. Bütün bu toplamla ilgili kanaatleriniz nedir? Daha ürkütücü bir geleceğe mi ilerliyoruz?
-Bu tartışma dâhilinde yapay zekânın, robotik araçların eliyle insanlık için başka ve farklı bir geleceğin inşa olunduğu iddialarına İslam düşüncesinden neşet eden bir karşılama var mı?
-Bir şair olarak şiir ve edebiyat, daha genel manada sanat diyelim, tartıştığımız mevzularda nasıl bir pozisyon alacak? İnsanların sürece ilişkin tutumlarını hangi yönde etkileyebilir?

Cevap: Sosyal medya platformlarına üyeler, içerik üreterek  gönüllü üretici (işçi) olurlar ve bu mecraların artı değerine katkıda bulunurlar. Big dataya veri akarken çoğunluğun tahakküme razılığında sıkıntı yoktur. Tahakküme bu mecralar içerisinde direnenleri ayrı tutuyorum tabii. İş sadece sosyal medyayla sınırlı kalsa iyi. Mobeseler, telefon konuşmaları, uygulamalar, mesajlar, mailler, konum, mali durum, sağlık durum kaydı derken panoptikona dair liste uzar gider. İnsanlarda saklı kalması gereken mahrem durumların bile bilgisini kendi özel mülkleri haline getiren koca bir çarktan söz ediyoruz. Coronavirüs salgınıyla bu çark daha da hızlandı. Reelde göze karşı göz, bakışa karşı bakış mümkünken dijital toplumsal gözetime karşı gözetim, karşı bakış nasıl mümkün olabilir diye yollar aramalıyız.

Bu salgınla devletlerin çevrimiçi vatandaşı, şirketlerin çevrimiçi müşterisi olduğumuzu hatırladık. Çevrimdışı yerlere mi gitmeli? Çevrimin içi veya dışı ikisinin bu topraklarda matematiksel ifadeyle evrensel kümesi devlet oluyor. Bu evrensel küme eliyle gıda güvenliği şirketlere devredildi. Bu sebeple güvensiz hazır gıdalara mahkumuz. Salgın daha uzadığında şehirlerde kıtlık, esaret neler olacak henüz bilmiyoruz.Yerli ata tohumlarıyla müşterek işleyebileceğimiz topraklarda kurucu örgütlenmenin imkânları üzerine ölçüp tartmalıyız. Kuruculuğun rasyonelliği ile romantizmin kesişimi güzel olabilir ama bunu hayatın gerçekliğinin sertliğinde sınamalı.

İnsanın dışarıdan teknoloji ile tahakkümünden insanın içeriden teknoloji ile tahakkümüne geçme hedefinde olan tekno-bilimciler, biyolojik olan ve olmayan organlarla hibrit insan peşinde. Hibrit genellikle melez anlamında kullanılsa da  kavramın ölçüyü aşma, azgınlık, tuğyan karşılığı daha önem arz etmekte. Transhümanistler, Allah’ın eksiksiz yarattığı insanda kusur görüyorlar. Hastalık, ölüm derken insan aşılmalı görüşündeler. Ölümsüzlük arzusu tarihte hep oldu ve olacaktır. Tekno-bilimci fütürist kesimin birçok öngörüsü tutmadı, birçok planı gerçekleşmedi ama geleceğe dair söylem üzerinde hegemonyaları var. Teknolojik ürün ve sürümleri de somut olarak ortada. Tasarımlarla geleceği parselleme çabaları çok olsa da gayb elbette bilinemez.

 

 

Etiket(ler): , , , , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir yanıt yazın